·481 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Aralık 2020 23:04 Zülfü Livaneli’nin yalın üslubuyla yine oldukça akıcı bir roman.Bazı yazarlar hikayesiyle değil de kelimeleriyle kurar ya romanı,işte Livaneli’nin dili susuyor,hikayeleri konuşuyor romanlarında .Başlarda biraz sıkabilir,sürekli tekrarlanan eylemler,şimdi ne alaka dediğimiz olaylar daha sonra yerini müthiş bir hikayeye bırakıyor.Aslında romanın bizlere edebi anlamda pek bi şey kattığını düşünmüyorum,altını çizebileceğiniz cümle sayısı üç veya beştir.Yani roman muhteşem kelimelerin yarattığı cümlelerden oluşmuyor.Zaten Livaneli’nin tarzı bu.Nasıl anlattığından çok ne anlattığına odaklanır,bu da her seviyeden okuyucuya hitap etmesini sağlar.Romanı tarihle harmanlamış yazar,roman bititkten sonra belki de daha önce hiç duymadığınız tarihi bilgileri elde ediyorsunuz ve bazı üzücü gerçeklerle karşı karşıya kalıyorsunuz.Ama romanın bazı noktalarında yapılmış gereksiz duyarları hissedebiliyorsunuz ve anlatıcının yaptığı bazı davranışlardan sonraki hiç de tatmin edici olmayan açıklamalarini saçma bulabilirsiniz ki ben buldum yani demek istemem anlatıcının bi Müslüman için uygun olmayan davranışları ve düşünceleri.Açıkçası beni en çok etkileyen Maximilian ve Nadia’nin acı dolu aşk hikayesiydi,yarım kalmış,acılarla dolu bir aşk.Yahudi bir genç kız ve zengin,kültürlü,saygıdeğer bir aileden olan arı Alman genç bilim adamı Maximilian arasındaki aşkın yaşanmasına engel olan dönemin saçma politikaları,Nazi Almanya’sı,yahudilerin toplandığı kamplar ve insanlığın almadığı işkenceler...Böyle bir ortamda yahudi bir genç kız ve arı bir Alman’ın aşkı imkansız bir şey bu yüzden de Max ve Nadia Almanya’dan İstanbul’a kaçarlar.Peki bu kurtuluşa yolculuk onlar icin nasıl sonuçlanacak,açıkcası buraları anlatıp büyüyü bozmak istemiyorum.Ben onların aşk hikayelerini bitirdikten sonra gözümden yaşlar süzüldü,ama neden bu kadar haksızlık diye ...Kavuşmalarına sadece bir adım varken sonsuza dek ayrılmaları...Burdasın,karşımda ama sana sarılamıyorum repliğini getirdi aklıma.Roman bitince hayal ettim ben yaşasaydım böyle bir şeyi,kesinlikle kaldıramazdım,kahrolurdum diye düşündüm.Sevdiğimin yanımda olmadığı boş,anlamsız yıllar...
Bence okunması gereken bir roman,iyi okumalar...