Puan vermedi·72 syf.····Okunma: 27 Aralık 2020 14:10 Yarası olmayan şiir okuyamaz, yarası kanamayan da şiirden anlamaz.
İbrahim Tenekeci çok mütevazi bir şairdir derler ya, öyle gerçekten. Sözleri durudur, akıcıdır. Bu kitabı da öyle olmuş.
Şiir kitabı kolay okunur sanılır. Sayfaları azdır genelde, çoğu da boştur. Ama manasını kavramak zaman alır.
"Şiirden aşağıya attım kendimi
Düşerken düşündüm, ölmesem mi?"
Bu dizeleri okumak iki saniye almaz ama bu adam niye ölmek istedi, cesaretini topladı ölmeye karar verdi de tam ölüme yaklaşmışken neden vaz geçti? O mu şiire mi tutundu yoksa tam ölecekken şiir mi yetti, yetişti ona? Düşün, çık şimdi işin içinden.
Burada kastedilen ölüm ecel değil tabi. Bir çeşit duygu uyuşmasından bahsediyor . Ne yaşamışsa artık üzülemiyor, ağlayamıyor, gülemiyor, sevinemiyor, mutlu olamıyor insan bu hale gelince. Şiir tam da bu hale şifa oluyor. Şiir okudukça iyileşiyor insanî duygular. Hüznü bile tedavi ediyor şiir.
Şair de şifayı burada bulmuş ki sonraki sayfalarda yaşama şevkini şöyle anlatıyor:
"Canımı yakıyor dünyanın güzelliği
Yetmiyor ömür, o büyük şiire.
Rabbim, ne olursun
Sözümü kesme..."
Şair gözüyle dünya böyle görünüyor demek ki :)
Şu dizeler de dursun bir kenarda. Boş vakitlerinizde tefekkür edersiniz bol bol:
"Doysun diyedir ekmeğin karnı
Çalışması, çocuğun gencin..."
"Ürkeklik zırhını kuşanmış çıraklar
Çıkarlar ekmeğin tam karşısına."
"Sabah ezanı kaçta
Sadece müminler mi
Bilir bunu hırsızlar da..."
"Sadece birini okudum ama
Dört kitapta yeri var; insan ölümlü."