Bence insanların tatminkar olmamasından kaynaklanıyor. Her zaman daha iyisini, daha fazlasını istediği için, elindekinin kıymetini bilmediği için. Değiştikleri için.
İlişkilerin kurulması ve yürütülmesinde her iki tarafın da gerçeğe yaklaşan ve yaklaşmayan düşlemleri, hayalleri, beklentileri var. Bunları romantizm şemsiyesi altına alırsak romantizm ve gerçeklik çatışması sonucu olarak böyle bir durum söz konusu olabilir diye düşünüyorum ben de. Bahsettiğiniz doyumsuzluk durumu da aslında bu çerçeveye oturabilir: zihnimizdeki karşı tarafa ve ilişkilere dair gerçekçi olmayan yüksek beklentilerimizi doyurabileceğimiz bir başkası peşinde koşuyor olmaya, asla bu beklentilerimizin irrasyonel ve gerçekten uzak olabileceğini kabul edemememize dayanıyor olabilir.