Gönderi

Puan vermedi·724 syf.··
2016 28. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2016 08:54
''Oğuz Atay bir söyleşide bu kitabında insanın bizatihi ta kendisini anlattım demiş...Birçok yazardan anlatım tekniği bakımından ayrıştığının altını kırmızı kalemle çizmek ister gibi...O birçok yazar kendi belirlediği sularda yüzdürür "insan"ı. Atay bunu beceremediğini yine şu sözlerle anlatır."Ben, kahramanlarımın iplerini istediği gibi oynatarak insanlardan kuklalar yaratan büyük romancıların yeteneklerinden yoksunum. Roman kahramanlarına uygulayacak büyük nazariyelerim, onları peşinden koşturacağım büyük ülkülerim yok."derken Tutunamayanlar'la Türk romancılığında yeni bir çağın başladığını muştular.'' /alıntı/ Bazı insanlar, hayata dair kuralları maddelerini yazarlar, yazmayı yetinemeyip o maddeleri mutlaka hayata geçirmeye çalışırlar. Sonra herkes gibi yaşamayı çalışırlar ve yapamayıp tıkandıklarını hissederler … ve o maddeler başkalarına kalır; Selim’den Turgut’a kaldığı gibi. Babadan oğula geçiyormuş gibi değil, onlar birbirinin kopyasıdır diye. Selim’in intiharı üzerinde zaman geçiyor ve arkadaşı Turgut, onu intihara hangi sebepler sürüklemiş diye araştırmaya başlıyor. Selim’den duyduğu ama hiç tanımadığı arkadaşları ile buluşuyor. Onunla ilgili hiç bilmediği detayları öğreniyor. Turgut, Selim’i zamanında iyi tanımadığı ve en önemli anda yardımcı olamadığı için kendini suçluyor. Selim, dünyaya kafa tutmuş, ama karşı koymaya gücü yetememiş. Turgut, Selim’den kalanları toplarken, kendisinin de Selim’den farklı olmadığını anlıyor. Kitabın başkahramanı bence Selim. Hayatta olmadığı halde bile, Turgut'un hatıralar ve araştırmalardan oluşan anlatımından hep Selim çıkıyor. Kitabın sonunda, Selim kendisi bize, okurlara, takdim ediyor ve sadece arkadaşlarının onunla ilgili düşündükleri değil, direkt kendisinden onun tam portresinin son noktası ile tamamlıyor. Selim’in günlüklerini Turgut'un okuma fırsatı çok sonradan doğuyor ve o zamana kadar diğer ‘’tanıkların ifadelerini’’alıyor. Selim’in arkadaşları da tutunamayanlar… boşuna dememişler bana arkadaşını söyle… Ve Olriç. Hepimizin bir Olriç’i vardır… Okuduğum kitaplardan hiç birine benzemiyor Tutunamayanlar. Farklı. Güzel mi? Evet veya hayır diyemiyorum, kitabın başka kimyası var. Çevremdekilere çok daha dikkatli bakabiliyorum artık ve yanımda ‘’onlardan’’ var olduğunu görebiliyorum. Hayat boyu acı çekmeye mahkum olan tutunamayanlar, onlar olmazsa bize ‘’bat dünya bat’’ demek kalıyor.
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
··
191 Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Nina Hanım yüreğinize sağlık olsun. İnceleme için teşekkür ederim. Okuyacaklarım arasında bulunan "Tutunamayanlar" sırasını bekleyecek biraz daha, çünkü sıralamada değişiklikler yaptım :) Tutunamayanlar, özellikle okurun son 3-4 yılda ilgi gösterdiği bir kitap. Aynı zamanda yazarı Oğuz Atay ve diğer kitapları da öyle. 1970 yılında basılmasına rağmen ilgi görmeyen Tutunamayanlar'ın, özellikle çok sonradan, okur tarafından ilgi görmesinin nedeni entelektüellerin de kitaba dikkat çekmesi ile olduğu izlenimini edindim. Zira basımından 20 yıl sonra edebiyat çevrelerinin ilgi göstermesi ve bunu yine son 4 yılda tekrar canlandırması okur üzerinde etkili olmuş. Sanırım tüm bunlar kimi değerlerin zamanında anlaşılamaması, sonradan öneminin farkına varılmasından başka bir şey olamaz. Elbette basım-yayım kurumlarının ihtiyaç ve kaygı eksenindeki aktif rolünü akıldan çıkarmamalı diye düşünüyorum.
Nina
Gönderi Sahibi
Turgut ile Olriç arasındaki diyalogları burada çok paylaşıldığını ve Olriç nerede neden hala çıkmadı diye sabırsızlanıp merak etmeye başlamıştım. Sora da Turgutun Olriç’e ismen hitap etmese de sadece ona söylediğini artık anlaşılıyordu. Onların aralarındaki iletişimi çok güzeldi ama ben benim Olriç ile bazen böle güzel anlaşamıyorum diye aklımdan geçirmiştim. ‘’…kendi kendimizle konuşma halinin çok da abartılacak psikiyatrik bir vaka olmadığını anladık!’’ Ne güzel söylediniz. ‘’Deli değiliz’’ diye içimden eklemek geliyor. Günseli ise transa girmiş, bir yere odaklanmış noktasız virgülsüz içindekileri boşaltıyordu. Hala aklım Günseli’de…Hani derler ya en iyi kadın kadını anlar o misali…
Ellerinize sağlık hocam.İnanın çok beğendim incelemenizi.Kaç zamandır Tutunamayanlar'a inceleme yapacam diye eklemiyordum.Bu kadar zor bir işi ivedilikle yerine getirmeniz bile yeterli..Sağlıcakla..Saygılarımla...
Nina
Gönderi Sahibi
Okuduğum kitapların incelemelerini genelde sıcağı sıcağına yazarım; bende yarattığı hissiyatı ancak o zaman aktarabilirim. Sonra da yazılabilir tabii ki ama onun havası farklı oluyor diye düşünüyorum. Sizden Tutunamayanlar'ın incelemesini okumak isterim. Yorumunuz için teşekkürler.
Çok başarılı bir inceleme olmus tebrik ederim.Ben şuan okuyorum bu kitabi biraz yordu beni süleyman kargı 'nın selimin "şarkılarını" açıkladığı bölümde takıldım.😊
Nina hanım gerçekten yüreğinize sağlık çok güzel bir inceleme olmuş. Okurken çok keyif aldım.Aysel hanımın incelemesini de okudum ama sizin incelemeniz deki duygu geçişi kadar etkili olmadı bende Damla hanımında dediği gibi tabii herkesin kendi görüşü