Puan vermedi·556 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Ocak 2021 23:01 2021 yılı başında koyduğum hedefler arasında her ay en az 1 tane dünya klasikleri okumak vardı. Bu hedefime Gazap Üzümleri ile başlamış olmak bu ay için beni tatmin etti diyebilirim. Kitabın konusuna ve benim düşüncelerime gelecek olursak;
Kitap traktörün insan gücünün yerini almasıyla birlikte göç ve ucuz işçiliğin dolayısıyla kapitalizmin doğuşunu hemen beraberinde şuan da içinde bulunduğumuz sömürü düzeninin nasıl yayıldığını cok etkileyici bir hikayeyle anlatıyor.
Steinbeck, Oklahama'dan Kaliforniya'ya göç eden ana kahramanlarımız aracılığıyla, makineyle insan savaşını kaybetmiş, bu sömürü düzeninin bir parçası olmak zorunda kalmış ailelerin, Doğudan Batıya göçünü anlatıyor. Bu göç esnasında ailelerin yaşadığı zorluklar, Yaşar Kemal'in Ortadirek kitabını okurken hissettiklerimi tekrar hatırlattı bana. Her iki kitap da insanların çaresizliğini yüreğinizde, yakıcı güneşi teninizde, insanların kokularını burnunuzda hissettiriyor, bütün duyu organlarınızı harekete geçiriyor.
Kitap boyunca yol bitsin de artık bu çile son bulsun diye içimden geçirdim ama asıl çile yoldan sonra başladı. Kapitalizm, vahşi yüzünü, insanları ölümle değil de mücadele ve karşı durma mekanizmalarını alaşağı eden açlıkla terbiye etmeye çalışarak gösterdikçe, kahramanlar mücadeleye devam etse de ben pes ettim. En kötüsü de bu düzenin tüm dünya ülkelerinde, hatta kendi ülkemde bile cok benzer şekillerde kısır bir döngü halini almış olması, tarihin tekrar tekrar tekerrür ediyor olması, çok ama çok can sıkıcı oldu.
Daha fazla uzatmadan yazarın geçişleri yumuşatmak adına aralara serpiştirdiği betimlemelerin okurken yaşayabileceğiniz zihin yorgunluğunu ciddi oranda kırdığını söylerek ve okuduğum en iyi ve en etkileyici final sahnesinide bu kitapta okuduğumu ekleyerek incelememi bitiriyorum.
Iyi aksamlar.