9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2021 21:26
Nail Abbas Sayar ve “Yılkı Atı” adlı romanı... Roman hakkında düşüncelerimi yazmadan önce yazarın hayatını kısaca anlatmak isterim. Bence bir sanatçının eserlerini iyi anlayıp yorum yapabilme yolundan biri de sanatçı hakkında bilgi sahibi olmaktır. 1923 yılında Yozgat'ta dünyaya gelen Nail Abbas Sayar, liseyi de bu şehirde bitirir. Yokluk yüzünden üniversite eğitimi alamaz. Yazım hayatına şiir yazmakla başlayan Abbas Sayar‘ın altı adet şiir kitabı yayımlanır. 1992 yılında bütün şiirleri “Boşluğa Takılan Ses” adıyla kitaplaştırılır. Yapıtlarında genellikle orta Anadolu’da yaşayan köy halkını, köy yaşantısını işler. Köylülerin yaşam koşulları, acıları ,yoksullukları eserlerinin konusu olmuştur. 1950 yılında ilk romanı Yılkı Atı’ını yazarak en gözde eserler arasında yer almasını sağlar. Adını bu romanla duyuran Abbas Sayar yine aynı romanla 1971 yılı TRT Roman Başarı Ödülünü alır. Kırk dört yıllık gazetecilik hayatında yüzlerce makale yazan Abbas Sayar resimle de ilgilenir. Ankara, Antalya İzmir ve Ayvalık’ta resim sergileri açar. Çok yönlü bir sanatçı olan Abbas Sayar, toplumsal olaylara duyarlı ve empati yönü oldukça güçlü bir sanatçı olduğu izlenimini uyandırdı bende. 1999 tarihinde aramızdan ayrılan Abbas Sayar’ın mezarı Yozgat’ta bulunmaktadır. Romanın konusu ve anlatımı oldukça ilgi çekici. Bu çekiciliğini bence anlatımı ile yakalıyor. Yöresel dili, köylülerin konuşma ağzı ile yazılmış olmasıyla birlikte, şiirsel anlatımı romana baştan sona kan vermiş, can vermiş. Romanı okumaya başlar başlamaz ayrı bir tadı ayrı bir havası olduğunu hemen seziyor insan. Roman alegorik bir anlatıya sahip. Yılkı atlarının hayatını anlatan bir belgesel film izler gibi okuduğum bir romandı. Romanda geçen konuşmaları, doğa tasvirlerini, yılkı atlarının o zor doğa koşullarındaki yaşam mücadelelerinin anlatıldığı sayfaları, biraz yüksek sesle okuma ihtiyacı duydum. Kendi sesimle romanda yaşanılan olayların sesini duyup hareketlerini sanki görmüş gibi oluyordum. Özellikle Üssüğünoğlu ibrahimin, kendi kendine öküzlerine, esen rüzgara, gökyüzüne, ağaçlara, yapraklara söylenmelerini onun sesinin rengiyle duymak, güzel bir deneyim oldu benim için. Roman baştan sona kadar halk dilinin zengin kelimelerini, deyimlerini ve benzetmelerini kullanarak şiirsel bir anlatımla devam ediyor. Açlığın ve yoksulluğun kol gezdiği Orta Anadolu köylüsünü, çok çetin ve soğuk geçeceği kesin bir kış mevsimi kapıda beklemektedir. Zorlu kış günlerini nasıl daha az sıkıntılı geçireceğinin hesabını yapan Üssüğünoğlu İbrahim çareyi atlarından Dorukısrak'ı doğaya salmakta bulur. Dorukısrak, zamanında kazandığı yarışlarla sahibine paralar kazandırdığı gibi işlerinde de hep eli ayağı olmuştur. Şimdiyse yaşlanmış ve eskisi gibi güçlü kuvvetli olmadığından sahibinin işine artık fazla yaramamaktadır. Gözden çıkarılmıştır. İbrahim Efendi de onu kışın bırakacak, eğer yaşar da kalırsa bahara tekrar evine getirecektir. Burada bütün köylüler kış geldiğinde genellikle aynı davranışı sergiler. Yoksulluktur köylüleri bu çirkin davranışa iten neden. Dorukısrak'ın bir de geride bıraktığı yavrusu vardır. Dorukısrak yeni yaşama biçimine zor alışır. Birkaç kez köye, tayının yanına , eski ahırına gelip kapıyı vurarak açmak için zorlar fakat kapı kilitlidir. Her gelişi hüsranla son bulur. Kışı kendisi gibi doğaya bırakılan yılkı atlarıyla birlikte mücadele ederek geçirir. Bu tanımadığı yeni yaşam şekli ona birçok şey öğretir. Doğada diğer yılkı atları ile birlikte bir arada birbirlerinin ısısıyla ısınarak, üzerlerine saldıran kurtları birlikte savaşarak yenmeyi öğrenirler. Ölecek durumda hastalandığında ise bir köylü ahırına alarak günlerce bakar. İyileşen Dorukısrak tekrar diğer yılkı atların yanına gider. En yakın arkadaşı Çılkır at yoktur artık. Bahar geldiğinde ise Üssü İbrahim doruk atı yakalamak için çocuklarıyla birlikte yazıya gider. Dorukısrak'ı getireceğinden emindir. Orta Anadolu köylüsünün ve atlarının yaşadığı bu üzücü ve insanlık dışı duruma, yöresel kurumlar çözüm amaçlı müdahale edebilir. İstenirse uygulanacak farklı yöntemlerle bu sorun yaşanmayabilir. Abbas Sayar, yılkı atlarının kışın doğada ki yaşam mücadelesini zengin ve şiirsel anlatımıyla okuyucunun yüreğinde ve hafızasında kalıcı hale getirmeyi başarıyor. Benim için de ilgiyle ve etkisinde kalarak okuduğum kitapların içinde ilk sıralarda yerini alan bir roman oldu.
İnceleme
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
··
494 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.