·304 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Ocak 2021 21:30 Kişilik bozukluğuna sahip ,takıntılı bir bireyin aşık olduğunu iddia ettiği bir kadını ,ona özel aldığı evin mahzeninde tutsak edişini tüyler ürpertici bir şekilde anlatıyor John Fowles.
Lakin bu böyle bir cümleyle ifade edilemeyecek kadar muhteşem anlatılmış.
Miranda’nın özgürlük ve açık hava arayışını, hastalanıp yataklara düştüğü zamanlarda çektiği acıyı çok yoğun hissettim. Ferdinand(Fred-Frederick)ın yaptıklarını hayretle ve nefretle okudum. Ve yazarın bu iki zıt karakteri bir kitapta bu kadar güzel harmanlayışına hayran kaldım.
Toplumun modern yaşam,para hırsı ve giderek artan bencilliğine verdiği isim olan “yeni kitle” ifadesi ile sanata dair eleştirileri ile de kitap ayrıntılı bir incelemeyi hak ediyor.
Gelelim kitabın en güzel yerine. Shakespeare’nin “Fırtına” oyununda geçen Caliban ve Miranda karakterleri bu kitaba tabiri caizse cuk oturmuş . Medeniyeti ve sanatı temsil eden Prospero’nun kızı Miranda... Kabalığı ve düşkünlüğü temsil eden Caliban... Yazar bu isimler,karakterler ve hatırlatmalar üzerinden eski dünya-yeni dünya, doğa ve ilkellik kavramlarını ele almış.
Yani sözün özü: İyi ki okuduk