bir burjuvanın içsel ve nükteli eleştirisi tutunamayanlar
aylak adamı okuduktan ve günlerce üstüne düşündükten sonra aldığım tutunamayanları gerçekten evde sakin kafayla okumak için bekletiyordum desem yanlış olmaz temin etmeden önce kafamı meşgul eden düşünce bir cümleden hatta cümle içinde geçen bir kelimeden içinde şarkıdan tiyatroya kadar farklı türleri barındıran postmodern bir eserin nasıl ortaya çıktığıydı şu an ise aylak adama bile haksızlık ettiğimi düşünüyorum genel olarak bırakanlarıyla gündemde olan bir kitap olmasını postmodern okuma alışkanlığı olmadan popüler kültür sebebiyle okumaya yönelen kişilerin oluşturduğunu düşünüyorum eserin içeriğine girmem gerekirse yirmi farklı bölümen oluşuyor Oğuz Atay ilk sürprizini henüz kitabın başlarında şarkı bölümü koyarak yapıyor ve pekçok kişinin eseri bıraktığı nokta tam olarak burası eserin içeriğinde genel olarak karamsar bir arayış hikayesinin alt metninde edebiyatımızda adı bolca geçen aydın kesim olarak adlandırılan kişilerin köylüyle çatışması yerine iç hesaplaşmalarına şahit oluyoruz Oğuz Atay’a kadar bu örneği görülmüş bir durum değil diye geçse de araştırmalarımda çok sevdiğim saatleri ayarlama enstitüsünde de bu durumun var olduğunu gördüm var olmak demişken kitaptaki varoluşçuluk etkisi hiç kuşkusuz kendini belli ediyor ve modern hayata yabancılaşan birey kimliğini gözlerimiz önüne koyuyor 18 imde hatta doğum günümde tüm gün tutunamayanlar okudum ve şu meşhur on dördüncü namı diğer noktalamasız bilinç akışı bölümü de doğum günüme denk geldiğinden mutluyum bu incelememsi şey de bilinç akışı gibi oluyor farkındayım o yüzden noktalama koymayacağım 25 imde yaşarsam eğer geri döneceğim ve yeniden okuyacağım sonrasında bunu bir rutin olarak sürdürmek istiyorum kitapta en beğendiğim bölüm kesinlikle selimin günlüğüydü bu gerçekten inanılmazdı ve son sözlerimi edecek olursam yarın sabah uyandığımda tutunamayanlar okumuyor olacak olmak beni çok üzüyor biraz geç bitirmemin sebebi bitirmek istemememmiş meğer