Gönderi

Beni Yakışına
O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı? Sahile vurdu kalbim,su yandı,kum da yandı. Bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum, Ölüme başkaldıran dertli uykum da yandı. Yurdundan mahrum edip dolaştırdın Cem gibi. Ruhumla söndü alev,sonra ruhum da yandı. Kül oldu bir yiğidin figanıyla her umut. Bülbülün küllerine konan puhum da yandı. Böylesi bir yangını görmedi Nemrut bile. Kaktüsün gölgesinde nazlı âhım da yandı. Âhımdır zannederdim en belalı kıvılcım, Kirpiğine dokunan kanlı âhım da yandı. Bir damla su ver bana ey çöl! Bari sen küsme. Kalmadı hiçbir şeyim bak,günahım da yandı. Yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme. Ülkem yıkıldı heyhat! Ordugâhım da yandı. Köleleri her akşam duman kıldı gözlerin, Başıma tâc ettiğim padişahım da yandı. İlk defa böylesine tutuştu gökkuşağı. Renklerim siyah oldu ve siyahım da yandı. O'ndan başka ne varsa yandı, Yandık sen ve ben. O'nu göreyim diye,kıblegâhım da yandı Nurullah GençNurullah Genç . (En sevdiğiniz şairleri yorumlarda buluşturalım)
Şiir
··
463 Gösterim
20 Yorum
Nazım Hikmet "(...)belki avluda bir ağaç bulunur fakat gökyüzünü başımın üstünde görmek bana yasak " diyen biri, şairden ötesidir
Bu yorum görüntülenemiyor
Ben içeri düştüğümden beri, güneşin etrafında on kere döndü dünya Ona sorarsanız: "Lâfı bile edilmez, mikroskobik bir zaman." Bana sorarsanız: "On senesi ömrümün." Bir kurşun kalemim vardı, ben içeri düştüğüm sene Bir haftada yaza yaza tükeniverdi Ona sorarsanız: "Bütün bir hayat." Bana sorarsanız: "Adam sen de, bir-iki hafta." Katillikten yatan Osman Ben içeri düştüğümden beri, yedi buçuğu doldurup çıktı Dolaştı dışarda bir vakit Sonra kaçakçılıktan düştü içeri, altı ayı doldurup çıktı Dün mektup geldi, evlenmiş, bir çocuğu doğacakmış baharda Şimdi on yaşına bastı Ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar Ve o yılın titrek, ince, uzun bacaklı tayları Rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldular çoktan Fakat zeytin fidanları hâlâ fidan, hâlâ çocuktur Yeni yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde, ben içeri düştüğümden beri Ve bizim hane halkı Bilmediğim bir sokakta, görmediğim bir evde oturuyor Pamuk gibiydi, bembeyazdı ekmek, ben içeri düştüğüm sene Sonra vesikaya bindi, bizim burada içeride Birbirini vurdu millet yumruk kadar, simsiyah bir tayın için Şimdi serbestledi yine, fakat esmer ve tatsız Ben içeri düştüğüm sene, ikincisi başlamamıştı henüz Dachau kampında fırınlar yakılmamış Atom bombası atılmamıştı Hiroşima'ya Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman Sonra kapandı resmen o fasıl Şimdi üçüncüden bahsediyor Amerikan doları Fakat gün ışıdı her şeye rağmen, ben içeri düştüğümden beri Ve "Karanlığın kenarından onlar Ağır ellerini toprağa basıp doğruldular" yarı yarıya Ben içeri düştüğümden beri, güneşin etrafında on kere döndü dünya Ve aynı ihtirasla ediyorum yine Ben içeri düştüğüm sene onlar için yazdığımı Onlar ki toprakta karınca Suda balık Havada kuş kadar çokturlar Korkak, cesur, cahil, hakim ve çocukturlar Ve kahreden yaratan ki onlardır Destanımızda yalnız onların mâceraları vardır
Cemal Süreya 😍
Zifiri1Meftun
Gönderi Sahibi
Benimde 🌹
Bu yorum görüntülenemiyor
Reklam
Nazım Hikmet, Ahmed Arif, Ümit Yaşar Oğuzcan 🌼🌾🖋️
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.