8/10
·272 syf.··
2020 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2020 18:55
"Frankenstein ya da modern prometheus" Eserini iş bankası hasan ali yücel klasiklerinden okudum,İngilizce aslından çeviren Yiğit Yavuz çok çeviri uzmanı değilimdir ama gayet güzel bir çeviri olduğunu düşünüyorum. kitaba gelirsek, bildiğimiz Frankenstein hikâyesinin kaynağı, küçük farklılıklarla. İçten içe insanlara hayranlık duyan onlar gibi olmak isteyen bir yaratık ve onun "melun" yaratıcısı. Yarattığına isim bile vermemiş bir yaratıcı. Evet, doğru duydunuz Frankenstein canavarın ismi değil onu yaratan bilim insanının ismi, kendi ismi bile olmayan bir varlık, bu umursanmazlığı kim kaldırabilir ki yaratığımız kaldırsın? Kitabın başlangıcında yaratıcımız bilime ne kadar meraklı olduğundan bahseder:-"Dünya, keşfetmeyi arzuladığım bir gizemdi benim için" (1) - doğa filozoflarına, simyacılara olan hayranlığından bahsediyor. Zaman ilerledikçe memleketinden uzağa eğitim görmeye gidiyor ve orada modern bilimden, hayran olduğu simyacıların artık eskidiği birer peri masalı olarak görüldüğünü fark ediyor. Bu karakterimizi üzse de bilimin işleyişi budur sonuçta. Zaman geçtikçe kahramanımız yeni bilgileri öğrenir ve canavarını yaratmaya koyulur bu yaratım sürecinde çok hevesli olan yaratıcımız duygularını böyle ifade eder kitapta:"Yeni bir canlı türü, beni yaratıcısı ve kaynağı olarak kutsayacaktı. Hiçbir baba, çocuğunun minnettarlığını böylesine hak etmemişti." (1) bu sözde insanın yaratıcı olma arzusu piramitte en üstte olma arzusunu görürüz. Kahramanımız bu işe kendini o kadar kaptırmıştır ki kendisi bunu şöyle ifade eder: "Bu iş kendi içinde tiksindirici olsa da, hayal gücümü karşı konulmaz biçimde ele geçirmişti. Tabiatımın her alışkanlığımı yiyip tüketen bu muhteşem eser tamamlanıncaya dek sevgiye dair tüm hislerimi ertelemek istiyordum sanki." (1) bu ele geçirilmişliğin onu ne kadar kötü etkilediğinin farkındaydı sevgili Victorcumuz: " Basbayağı sancılı bir gerginlik yaşıyordum. Yaprak düşse irkiliyor, bir suçlu gibi başka insanlardan uzak duruyordum. Bazen nasıl rezil bir halde olduğumu fark edip paniğe kapılıyordum." (1) bu sözlerden de gördüğümüz gibi Victor hayran olduğu işin insan zihnine, etik kurallarına aykırı olduğunu biliyordu. Ama yinede bu işe devam etti bu iş onu yiyip bitiriyordu ama o eserini tamamlamalıydı. "Kasvetli bir kasım gecesi" bu çalışmalar meyvesini vermişti yağmurlu gece de cansız varlığa can bahşetmişti Victor, bu anı onun sözlerinde okuyalım isterseniz, "Bu felaket karşısındaki hislerimi nasıl anlatayım, uzuvları orantılıydı. Yüz hatlarını güzel olacak biçimde seçmiştim. Güzel! Sarı cildi, alttaki kasların ve atardamarların işleyişini zor örtüyordu. Saçları parlak siyah ve uzun, dişleri inci beyazlığındaydı; fakat bu zengin görüntü, onun nemli,içinde bulunduğu kirli beyaz yuvalarıyla neredeyse aynı renkteki gözleriyle, buruş buruş yüzüyle,kapkara dudaklarıyla korkutucu bir karşıtlık içindeydi." (1) "Hayatın farklı olayları, insan duyguları kadar değişkendir.Cansız bir bedene yaşam verme amacıyla aşşağı yukarı iki yıl boyunca didinip durmuştum. Bunun için huzurumdan, sağlığımdan feragat etmiştim. Son derece olağandışı bir şevkle onu arzulamıştım; fakat şimdi işim bitmişken hayalin güzelliği kaybolup gitmiş, beni soluksuz birakan bir korku ve tiksinti doldurmuştu yüreğime. Yarattığım varlığın görüntüsüne tahammul edemeyip odadan dışarı fırladım." (1) Bu sözlerden de anladığımız gibi victor pişmandı ve korkuyordu ne yapmıştı o, insanlığın kocağına bir canavar mı bırakmıştı? ilerleyen zamnalarda göreceğiz bu sorunun cevabını. Victor odadan çıktıktan sonra yaratığımız kaçmıştı victor ise bunu bilmiyordu ta ki sonraki sabaha kadar, odanın kapısını açtığında oda bomboştu victor yaratığın kaçmasından memnundu. Aradan aylar geçti victorun arkadaşı clerval ziyarete geldi bu aylar boyunca victor hastalanmıştı canavar ise gelişiyor,kozasından çıkmayı bekliyordu bu zaman diliminde victor memleketine döndü sebebi küçük kardeşinin ölümüydü. Kardeşinin ölümü onu yıkmıştı kardeşinin cansız bedenindeki el izlerini görünce bunu kimin yaptığını anlamıştı,kaçmasına izin verdiği yaratığı artık kozadan çıkmıştı. kim bilir daha kaç masum cana kıyacaktı. Günler günleri kovalıyordu, victor doğa gezisine çıkmıştı, uzun zaman sonra yaratıcı ve yaratığın tanışma vakti gelmişti victor uzaklardan ona doğru koşan bir yaratık görmüştü, iyice yaklaştıkça onun yarattığı, can verdiği şeytan olduğunu anlamıştı. Canavar victorun yanına geldiği zaman victor korkuyordu fakat siniri korkusundan fazlaydı, canavara hakaretler küfürler ile içindeki öfkeyi fışkırıyordu,canavar tüm bu ithamları sineye çekti ve şu sözleri söyledi:"Senin yaratığın olduğumu unutma. Adem'in olmam gerekirken,düşkün melek oldum" (1) Bu sözler victor'u sakinleştirmeye yetmedi, yaratığı ölümle tehtid eden ve onu cinayetle suçlayan victor cevap olarak "Beni cinayetle suçluyorsun ama vicdanın sızlamadan kendi yarattığını yok edecektin. Övgüler olsun ezelii insan adaletine!" (1) Canavarın tek istediği victorun kendi hikayesini dinlemesiydi,sonunda victor onu dinlemeği kabul etti. (bu etkileyici hikayeden burada bahsetmeyeceğim kitaptan okumanızı tavsiye ederim) Hikayenin sonunda canavar victordan kendisine bir eş yaratmasını istedi çünkü frank[i] yalnızdı, İnsanlar ondan korkuyor,ona canavar diyorlardı sırf dış görünüşünden dolayı. Frank’e hayat veren Victor olsada canavarı yaratan tüm insanlıktı,onu dışlayan defalarca öldürmeğe kalkan sadece Victor değildi tüm insanlıktı. Kendine bir eş isteyen frank eğer bunu yapmassa victoru tüm ailesini öldürmekle tehdit etmişti. Bu tehdit Victor’u sinirlendirse de doğruydu frank’in bunu yapacak gücü vardı ailesini paramparça edebilirdi. Diğer açıdan bakarsak tek başına dünyaya bu kadar dehşet getiren varlıktan bir tane daha yaratmak ne kadar doğruydu? Fakat frank’in teklifi eğer doğruysa cazip bir teklifti eğer dişiyi yaratırsa insanlardan uzağa vahşi Güney Afrika topraklarına gidecekti. Münkaşalar sonucunda Victor frank’in isteğini kabul etti ve eğitim gördüğü Cenevrenin yolunu tuttu bu pis işi evinde yapamazdı sonuçta. Fakat başlamaya cesareti yoktu Victorun, arkadaşı Clerval ile geziler seyahatler yaptı sonunda bu işi yapmaya karar verdi. Labaratuvarında çalışmalarını sürdürdüğü yağmurlu bir gecede canavarın camdan onu izlediğini gördü ve bir anda büyük bölümü tamamlanmış olan dişi yaratığı parçalamaya başladı, insanlığa bunu yapamazdı bir canavar daha yaratamazdı bu hadiseden sonra frank laboratuara girdi ve hiddetli bir şekilde “yarattığın her şeyi kendi ellerinle yok ettin!” (1) dedi ve sözünü tutacağını victorun sevdiği herkesi öldüreceğini söyledi. “ama unutma evlendiğin gece yanında olacağım” canavar sözünü tutmuştu önce Clerval sonra karısı Elizabeth dolaylıda olsa son olarak victorun babası hepsi ölmüştü. Victor da yalnızdı artık,hüzünlü birkaç ayın ardından intikam ateşiyle dolmuştu Victor bu şeytan daha fazla acı veremezdi onu durdurmalıydı. Artık sona yaklaşıyorduk,kovalamaca başlamıştı frank kuzeye doğru kaçıyordu ona göre bu bir oyundu. Kuzeye ilerledikçe Victor hava şartlarına dayanamıyordu frank bazen yiyecek bazen de ipucu bırakıyordu Victor’a aslında içten içe yaşamasını istiyordu. Amacı düşmanıyla birlikte kutupların uçsuz bucaksız buzullarında ölümüne bir dövüş. Yaratıcı yarattığına karşı ,tanrı oğluna karşıydı. Fakat Victor kutup soğuğuna dayanamamıştı bir keşif gemisi sayesinde hayatı kurtulmuştu. Halihazırda bünyesi zayıf olan Victor iyice hastalanmıştı artık gemide kaldığı süreçte geminin kaptanıyla dost olmuş hikayesini ona anlatmış ve intikamını onun almasını istemişti. Geminin kaptanı bu hikayeyi yazıp kitaba dönüştürmüştü. Artık victorun zamanı gelmişti,ölüm kapısını çalmıştı onunda. Büyük amaçlar ve büyük hayallerle yarattığı eseri onun sonu olmuştu. Victor son nefesini vermişti kaptan odaya girdiğinde canavar victorun baş ucundaydı, ağlıyordu. Frank pişmandı o bunları istememişti o yaratılmayı bile istememşti tek istediği sevgiydi. Bu trajik hikaye bize insanın yaratıcı olma arzusunu, bu sorumluluğu kaldıramayışını anlatır. Frank yeni doğmuş bir bebek gibiydi belki görünüşü öyle değildi ama ruhu,zihni saftı. İnsanlar onu hasetle,nefretle,şiddetle beslediler. O da insanların çabasını boşa çıkarmadı tam da onların istediği gibi yıkım getiren bir canavar oldu. Birçok romanda,Filimde gördüğümüz gibi bu kitapta da sevginin gücünü ve sevgisizliğin yıkımını gördük. Frank haklıydı “insanlar onu ayıplarken o onlara saygı mı duyacaktı?”. (1) [i] Canavara bazen frank olarak hitap ediyorum kafanız karışmasın. KAYNAKÇA (1). iskultur.com.tr/frankenstein-ya....
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
·
91 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.