Puan vermedi·360 syf.····Okunma: 14 Ocak 2021 13:04 Hakan günday serisinde az ikinci durağım oldu (birincisi kinyas ve kayra idi). İlk baştaki karakterler bana Elif Şafak ın birkaç kitabından birini okuyormuşum gibi hissettirdi. Çünkü işin içinde töre tarikat vs barındırıyor. Ama sonrasında Derdâ nın çok daha farklı bir hikâyesi oluştu. Ve bir de farkını sadece üstündeki çizgiden alan Derda var tabi. Onun da hasta bir anne ve hapishanedeki baba ile mezarda geçen günleri var. Acının ölçülmeyeceğini söylesek de ikisinin hikayeleri gerçekten majör acıların yaşandığı hikayelerdi. Farklı ve trajik hayatları olan derdâ ve derda bir şekilde bir araya geliyor.[ aslında bu sondaki birleşmeyi ben hep kinyas ve kayrada bekliyordum ama belki de zaten onlar tek kişinin farklı anlatımlarıydı ((: ]
Derdanın oğuz atayı okuduktan sonraki kısmı aslında çok hazedemeğim bölüm oldu. O ve a harfini rastgele yerleştirip işaret oluşturması ya da bunun gerçek hayattaki başka bir imgeye benzemesi hikayeyinin anlamını biraz sarstı diye düşünüyorum. Tabiki hikayede Oğuz Atay a yer vermesi ve bir şekilde hikaye de olsa Oğuz Atay ın birine dokunmasına, onu etkilemesine şahit olmak çok güzeldi.
Teşekkürler Hakan Günday!