10/10
·272 syf.··
2021 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2021 00:26
Televizyonların hayatımıza girmesiyle ve çoklu kanallara geçişle beraber; ahlaki ve kültürel değerlerimizden önce ilk kaybetmeye başladığımız şey “dil”imiz olmuş. Feyza Hepçilingirler, verdiği örneklerle bunu fazlasıyla ortaya koyuyor. Küreselleşme ve gelişen teknolojiyle beraber, Türkçeye “katli vaciptir” hükmü verilmiş. Kimimiz bilerek, kimimiz bilmeyerek, el birliğiyle yıllar içinde de bu infazı gerçekleştirmişiz. Oktay Sinanoğlu, “Bye Bye Türkçe”sinde, dilini kaybettiği için silinip giden toplumlardan milletlerden bahseder. Dil, bir topluluğu millet yapar der. Türkçe’nin güzelliğinden, bilimsel tarafından ve toplum için öneminden bahseder. Bu yazarlar işleri güçleri yokmuş gibi bu konuya gönül verirler, dili kurtarmaya çalışırlar... Bazılarımız da neden böyle uğraştıklarını düşünmez, seslerine kulak verip bir bakayım ne diyor bunlar diye merak etmez, uzaktan uzağa ahkam keserler. Feyza Hepçilingirler’in yazdıklarını okurken, Türkçenin büyük ölçü de kayıp vermiş olduğunu görmemek elde değil. Üstelik kitabın yazım tarihinin üstünden yirmi küsur yıl geçmiş. Şimdi geldiğimiz noktayı ancak kitabı okuyunca anlayabilir ve dehşete düşersiniz diye düşünüyorum. Feyza Hepçilingiler, söylemek istediklerini dilbilgisi dersi gibi ya da makale olarak değil de, dönemin aydınları, politikacıları, şarkıcıları, sunucuları, tv kanalları, gazetelerinin kullandıkları cümleler üzerinden örneklendirerek yazmış. Ortaya okuyucuyu hiç sıkmadan, düşündüren, öğreten bir sorgulatan bir kitap çıkmış. Ben elimden geldiğince Türkçeye özen gösterir, elime geçen her fırsatta da onu yabana atanlara eleştirilerde bulunurum. Yazarken o kadar özenli davranırım ki (kendimce) hata yapmaktan korkar, imtina ederim. Ancak Türkçe Off’u okuduktan sonra, Türkçeyi katletme hastalığını çoktan kapmış olduğumu görüp dehşete düştüm. Bu illetten kurtulmanın yolu var mıdır bilmiyorum. Umutsuzum çünkü hastalık sadece beni değil hepimizi çoktan ele geçirmiş durumda. Yazar kitabının bir bölümünde “ Ben tüm bunları yazarken, en doğrusunu yaptığımı savunmuyorum çünkü ben de mikrobu çok önceden kapmış olabilirim” gibi bir ifade kullanıyor. Maalesef mikrop dilden temizlenmesi kolay olamayacak kadar Türkçeyi sarmış durumda. Bunu mümkün kılamayacak kadar da çok insan var etrafta… Onu iyileştirmek için savaşacak çok az doktor kalmış ve mikrop her yeri ele geçirmiş durumda. Mikrobu yayanlar kibirli ve cahil çok olduğundan da başa çıkamıyorlar. Hastalarsa hastalığı grip kadar önemsemiyorlar. Türkçe Off’u yer yer gülerek, yer yer üzülerek okudum. Bazı yerlerde müthiş bir nostalji turu yaptım. Dilimi ne kadar yanlış kullandığımı gördüm. Anlatmaya çalıştığım şeyleri anlatmak da neden zorluk çektiğimi öğrendim. Türkçe değil tarzanca konuşup yazdığımla yüzleştim. Şu an bu satırları yazarken, acaba doğru yazabiliyor muyum? diye endişe içindeyim. Türkçenin geldiği son durumu gördükçe üzülüyordum. Kitabı okuduktan sonra dehşete kapıldım… Halkın yaptığı yanlıştan dönmesini dilemekten başka elimden bir şey gelmiyor… İnsanların, onlara “Türkçemiz” dedikçe “dilimiz” dedikçe, bunu gereksiz bir konu gibi görmelerine şaşırıyorum. Üzülüyorum.
Türkçe "Off"Feyza Hepçilingirler · Remzi Kitabevi · 2000796 okunma
·
95 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.