Puan vermedi·331 syf.··Beğendi
· Uzun zamandır neden bu güzel kitap hakkında bir inceleme yazmadığımı düşünüyordum ve işte buradayım.
Körlük, benim okuduğum ilk Saramago kitabı olmakla beraber, sonuncu da olmayacak gibi duruyor. Yazar mekânı, kişileri, kişilerin duygu durumlarını ve olayı öyle bir anlatıyor ki, etkilenmemeniz imkânsıza yakın. Açıkçası ben de herkes gibi bu kitaba başlamadan önce tereddüt etmiştim. Bunun sebebi ise kitapta nokta ve virgül dışında herhangi bir noktalama işareti olmamasıydı. Evet, bu beni biraz zorlamıştı çünkü diyaloglar da sadece virgüller ile ayrılmıştı. Yine de bu her şeyin arkasında kaldı ve kitap beni içine çekti. Farklı olarak nitelendirebileceğimiz bir diğer şey ise karakterlerin isimlerinin olmaması. Aslında bu benim hoşuma gitti çünkü Saramago'nun karakterlere bahşettiği sıfatlarla onları aklımda çok daha kolay canlandırabildim.
Gelelim kitabın konusuna... Kitabımız bilinmeyen bir ülkede bilinmeyen bir zamanda aniden ortaya çıkan bir körlük salgınını konu alıyor. Bu salgın zamanla tüm ülkeye yayılıyor ve olaylar değişiyor. Normalin aksine, bahsedilen bu körlük tamamen beyaz bir körlük. Öyle ki, yazar bunu "süt beyaz" olarak etiketliyor.
Kitapta sevdiğim bir diğer nokta ise kadın faktörüydü. Yaşanılan onca şeyin arasında kalan bir kadının nasıl güçlü bir şekilde hayatta kaldığını gösterdi kitap bana. Kitabı okurken empati yapabilirseniz gerçekten insan denen varlığın bencilliğini göreceksiniz. Kitapta insanoğlunun bencilliği öyle bir kaleme alınmış ki, adeta kendileri için savaşıyorlar, bu yolda ölüyorlar.
Kitap kesinlikle akıp gidiyor ve bittiği andan itibaren sizi sorgulamaya itiyor. Benim çok sevdiğim kitaplardan biri olmuştu Körlük. Umarım sizin için de öyledir.