Gönderi

Bütün Alıntılar
Filmlere ve kitaplara konu olan meşhur Arecibo Teleskobu çöktü 10 Güneş Sistemi’ndeki en ağır cüce gezegen 46 Plüton’un ötesinde keşfedilen ilk gök cismi 2003 yılında alınan görüntülerde Ocak 2005'te keşfedilen Eris, Güneş Sistemi’ndeki en büyük kütleli cüce gezegen. 16 Gök cisimleri nelerden meydana geliyor? Işığın tayf doğasını uzun zamandır biliyoruz: Isaac Newton, 1666'da, Güneş'in beyaz ışığını bir prizmadan veya kendi deyimiyle tayfçekerden geçirdiğinde bir dizi renge ayrıştığını göstermişti. Yine de maddenin yaydığı enerjinin de ışık saldığı ve ısı kullanarak kimyasal bağları parçalamanın ve bir elementin küçük miktarları için tayfını incelemenin mümkün olduğu keşfedildiğinde işler daha da ilginç hale geldi. Bunun mümkün olmasının nedeni, yoğun gazların veya katı cisimlerin ışık üretimi yoluyla ısı yayma şekliydi. Bu keşif gök cisimlerine başarılı bir şekilde uygulandı. Bilim insanları, rubidyum gibi başka türlü tespit edilemeyecek yeni elementleri keşfetmek için tayf çizgilerini kullanabildiler. Ayrıca, Güneş'in tayfındaki soğurma çizgilerini inceleyerek, Güneş'in bileşimini tespit etmeleri mümkün oldu. Bu yöntem, Güneş tayfında 587,49 nanometrede helyumun bulunması da dahil olmak üzere bazı temel keşiflerin gerçekleştirilmesini sağladı. 19 Evrenin bir kısmı eksik 1933'te İsviçreli astronom Fritz Zwicky, evrendeki her şeyi göremediğimizi doğru bir şekilde savundu. 1930'larda Koma Kümesi üzerine yaptığı çalışmada, hızla hareket eden galaksilerin onları bir arada tutmak için gerekli kütle çekimini sağlayacak kadar görünür maddeye sahip olmadığını kaydetti ve bu yüzden onları parçalamaktan alıkoyan şeyin ne olduğunu keşfetmeye çalıştı. Zwicky'nin çalışmaları, astronom Vera Rubin 1970'lerde diğer galaksilerdeki yıldızların hızlarını ölçümleyinceye kadar kabul görmedi. Rubin, kümelerin yanı sıra tek galaksilerin de gizli bir kütleye sahip olduğunu keşfetti. O da kütle çekimini başka bir şeyin sağlaması gerektiğine inanıyordu. Bu şeyin, evrendeki tüm maddenin şaşırtıcı bir şekilde yaklaşık yüzde 80'ini oluşturan (kalan yüzde 20 gözümüzle gördüğümüz normal madde) karanlık madde olduğu kabul ediliyor. 27 Altın 79 proton ve 118 nötron içerir. İyi bir elektrik ve ısı iletkenidir, ancak nadir olması nedeniyle daha çok mücevher olarak değerlendirilir. 91 Evrende altın, gümüş ve bronz nasıl ortaya çıktı? Bronzun ana bileşeni olan bakır, büyük yıldızların yaşamlarının sonundaki süpernova patlamaları sırasında, mevcut azotu tohum olarak kullanarak oluşuyor. Helyumdan daha ağır elementler astronomide “metaller” olarak adlandırılır ve bunlara azot da dahildir. Güneş Sistemi’nden çok daha önce doğmuş, metal açısından fakir yıldızlarda bakırın oluşması çok daha zordur. Gümüş, bakırdan daha ağırdır ve çekirdeğindeki proton sayısına göre daha fazla nötron içerir. Bu nedenle gümüş, süpernova patlamaları sırasında “nötron yakalama” adı verilen ekstra bir işlemle oluşturulmalıdır. Altın atomları çok daha ağırdır ve onları oluşturmak gümüş ve bakırdan daha zordur ve iki farklı astronomik olayla ortaya çıkabilir. İlki, bir nötron yıldızı birleşmesidir. Bir nötron yıldızı, salt nötronlardan oluşan yüksek yoğunluklu bir yıldızdır. Bu tür iki yıldız birbiriyle çarpışırsa, altın gibi nötronca zengin elementlerin oluşması mümkün. 2017’de bir nötron yıldızı birleşmesi kütleçekimi dalgaları ile gözlenmişti. Son çalışmamızda, bu mekanizmanın tek başına evrende görülen tüm altını üretmek için yeterli olmayacağını bulduk. Altının üretilebileceği başka bir yer, manyetik alanlardan güç alan jet patlamaları yapan, dönen büyük kütleli yıldızlar, ancak bunlar da oldukça nadir bulunuyor. Bu iki üretim sahasını da hesaba katmamıza rağmen, gözlemlenen altın miktarını açıklamamız yine de mümkün olmadı. Bu gizemi çözmek için daha fazla nükleer deneme yapmamız, metal açısından fakir yıldızları incelememiz ve yıldız ve süpernova simülasyonları yapmamız gerekli. 91
Bilim
·
10 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.