·200 syf.····Okunma: 10 Ocak 2021 05:30 Kitapta sırasıyla Euthyphron, Apologia (Sokrates'in Savunması), Kriton ve Phaidon adlı diyaloglara yer veriliyor. Euthyphron diyaloğunun Sokrates'e karşı dava açıldığı döneme tekabül etmesi, Apologia'da Sokrates'in mahkemede kendini savunması/idam cezasını kabul etmesi, Kriton'da da Sokrates'in, arkadaşı Kriton'un onu kaçırma teklifini reddetmesi ve Phaidon'da da Sokrates'in idamı neden kabul ettiği işlendiğinden, bu dört diyaloğun aslında kendi içinde bir bütün oluşturduğunu görüyoruz. Apologia ve Kriton'u okurken veya okuduktan sonra akıllara gelen "İyi de, Sokrates neden kendisine idam cezası yerine sunulan sürgün teklifini (sürgün hakkını kullanmayı) neden reddetmiş?" sorusunun yanıtını Phaidon'da buluyoruz, ki kitaba eklenen diyaloglarının seçiminin bilinçli ve akıllıca olduğunu söyleyebiliriz. Şimdiye kadar Platon'un gençlik (ilk) dönem diyaloglarından Gorgias, Protagoras, Büyük Hippias, Theages ve Küçük Hippias adlı diyaloglarını okudum ancak uzmanlara göre bunlardan Theages ve Büyük Hippias'ın orijinalliği (gerçekten Platon'a ait olup olmadığı) şüpheli. Bu okuduğum diyaloglardan kendimce çıkardığım sonuç, bu diyaloglarda tasvir edilen Sokrates'in basit, derinliksiz, kendini beğenmiş ve hatta budala oluşuydu zira bu diyaloglarda Sokrates'in sarf ettiği cümleler, ilkokul öğrencilerinin cümlelerinden farksız; işlenen konular üzerinde düşünüp konuşmaya bile değmeyecek kadar basit ve adi (bayağı, incir çekirdeğini doldurmayan) ve Sokrates'in öve öve bitirilemeyen yöntemi de aslında bir o kadar gülünç ve absürt. Yalnız yiğidi öldürsek de hakkını yemeyelim/teslim edelim: Sokrates, her ne kadar absürt ve rahatsız (irite) edici sorular sorsa ve altından girip üstünden çıkarak "kendince" haklı çıkma sanatını (bu yöntemle herkes her konuda haklı çıkabilir) icra etse de kullandığı soru-cevap yöntemi orijinal. Aynı şekilde kendinden önceki veya kendi çağdaşı doğa filozoflarının aksine doğaya değil, insana yönelmesi ile de önem arz ediyor. Okuduğum ilk dönem diyaloglarından sonra Euthyphron'da tahammül edilebilir, Kriton'da ahlaklı ve Phaidon'da ise neredeyse insan üstü denilebilecek kalitede ve derinlikte, yetkin bir Sokrates görmek beni şaşırttı zira mahkemede kendini müdafaa etmek yerine işin ciddiyetinin farkına varamayıp saçmalamaya ve yargıçlarla alay etmeye devam eden bir adamın aklından ve felsefesinden şüphe ederim. Platon'un ilk dönem diyaloglarında tasvir ettiği Sokrates'in gerçek Sokrates olduğunu ve bilhassa Phaidon gibi orta veya geç dönem diyaloglarındaki Sokrates'in gerçek Sokrates olmadığını, bilakis bu diyaloglarda Sokrates'in ağzından söyletilen düşüncelerin Platon'un kendine ait olduğunu görmek zor değil (daha önce Platon'un Devlet'ini okuduğum için idealar teorisine az çok aşinayım). Kitaptaki diyaloglara dönecek olursak Euthyphron'da aynı adlı kâhin ve din bilimci Euthyphron'un, ihmalkâr davranarak bir kölenin ölümüne sebebiyet veren babasına karşı dava açması üzerinden dindarlık ve adalet gibi kavramlar sorgulanıyor ancak diyalog, herhangi bir çözüm/tez/mesaj sunmaksızın, açık uçlu bir şekilde sona eriyor. Apologia'da demokrasiye rağmen bir insanın her ne olursa olsun, sırf düşünceleri yüzünden, haksız yere yargılanıp idam cezasına çarptırılması üzerinden dönemin Atina'sının toplumsal değerleri, devlet kurumları (özellikle yargı/mahkemeler) ve yozlaşması sorunsallaştırılıyor. Kriton'da ise Sokrates'in aynı adlı arkadaşı ve öğrencisi nüfuz sahibi Kriton'un, sürgün hakkını kullanmayı reddeden Sokrates'i zindandan kaçırmayı teklif etmesi üzerinden yasalar, yasaların üstünlüğü, yasalara riayet, toplumsal hak eşitliği ve etik değerler sorunsallaştırılıyor. Phaidon'da ise Sokrates'in idam cezasını itirazsız, şikâyetsiz ve sükûnetle kabul edişi üzerinden ahlâk, ölüm, ruh, felsefe, filozof, dünya hayatı, öteki dünya, reenkarnasyon gibi kavramlar sorunsallaştırılarak aslında Platon'un idealar teorisinin tanıtımı yapılıyor. Nitelikli ve yetkin soru ve cevaplarla ilerleyen, ancak ince ince, ilmek ilmek dokunmuş, ustalıklı ve yetkin olan bu diyalog, okuyanlara içinde kaybolacakları bir derinlik ve bıkmadan usanmadan, düşünüp sorgulayarak devam eden bir okuma hazzı vadediyor. Ayrıca bu diyalogda, ölümünden hemen önce Sokrates'in zindanda yanındaki sevdikleri ile birlikte yaptığı sohbetin o sohbet anında değil de, daha sonra başkalarına dolaylı olarak aktarılması (diyalog içinde diyalog) da dikkat çekici noktalardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu kitaptaki diyaloglardan bilhassa Phaidon diyaloğunun mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar diliyorum.