·574 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Ocak 2021 14:28 Öncelikle Céline'nin okuduğum ilk kitabı zaten bildiğim kadarıyla çok fazla esere de sahip değil bu kitaptan sonra anlatacak çok şeyi kalmadığını tahmin ediyorum.Araştırdığım kadarıyla kitap yarı otobiyografik diyebilirim sanırım çünkü Céline kendi hayatından kısımlara yer vermiş.Ayrıca kitap yeraltı edebiyatının İlk örneği kabul edilmiş.Tabii buna bağlı olarak da kitabın dili gayet günlük konuşma tarzında ve bolca argo içeriyor.
Ben kendimce kitabı üç kısıma ayırdım.İlk kısımda ; Savaş ve savaş gerçekleri çok çarpıcı bir şekilde anlatılmış. Savaş karşıtı bir kahraman gözünden ölüm korkusu, halkın çaresizliği,yaşanan zorluklar..
İkinci kısımsa; kahramanımızın rüyalar ülkesi Amerika'ya gitmesiyle şekilleniyor bu kısımda Amerika'nın ışıltısı arkasında saklanan gerçeklerden bolca bahsedilmiş.
Üçüncü kısımdaysa; Ferdinand'ın yarım bıraktığı tıp eğitimini tamamlamasıyla geçmişte yaşanan sıkıntılar,zorluklardan bahsedilmiş.
Kitap, hayatın gerçeklerini insanın yüzüne resmen çarpmış bana en çok da ölümü anımsattı.Ölümü andıran kitaplar bende hep bir karamsarlık yaratsa da bu asla öyle değildi yolculuğun aralarına çok güzel serpiştirilmişti öyle ki yolculuk hiç bitmesin istedim.
Bir de kitabın sonsözü.. ben genelde önsöz ve sonsözleri çok beğenemem ama bu kitapta kesinlikle öyle değildi kitaba yakışır muazzam bir sonsöz var. Ayrıca Yiğit Bener öyle kusursuz çeviri yapmış ki sanki Türkçe bir kitap okudum.Yılın ilk kitabından yana yüzümüz güldü harika kitap harika çeviri.