Gönderi

Bütün Alıntılar
HİNDİSTAN'DA NEDEN İNEKLER KUTSALDIR? Toplumun bir kesimi açlık sınırındayken, ineklere gösterilen bu ayrıcalık dışarıdan gelenlere anlamsız gelebilir ama bunun ardında sadece dinsel inançlar değil, hayati gıda maddelerini koruma içgüdüsü de vardır. İneğin önemi, beş ürünü, yani süt, peynir, tereyağı, dışkı ve idrarını insanlığın yararına sunmasıydı. Dışkı tezek gibi yakacak olarak, idrar ise tedavi amaçlı kullanılıyordu. Bu mükemmel hayvanı kesip, bir kerede etini yemektense, ürünlerinden daha uzun sürede ve pek çok insan tarafindan faydalanılabilirdi. İneği temsil eden bir Tanrı da olmadığından, ineğin bizzat kendisine saygı gösteriliyordu. İneği kesmek Tanrı'yı öldürmekle eşitti. 19 SERAP NEDEN GÖRÜRÜZ? Serap, atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan bir optik yanılmadır; uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi, cisimle birlikte ters görüntünün oluşumudur. Çöl ya da sıcak asfalt gibi çok sıcak yüzeylere yaklaşan hava çok isınır. Güneş ışınları da daha soğuk havadan çok sıcak havaya geçerken yansır. Bundan dolayı su yansıması gibi bir görüntü oluşur. Suya belli bir yan açıdan bakınca, neden ayna gibi yansıma görürüz? Çünkü su farklı bir ortam olduğu için ışık oraya o açıdan giremez. Yansır ve ilerideki diğer cisimleri görürüz, ağaç, bulut gibi. Aynı fiziksel olay serapta da yaşanıyor. İşık ışşnları normal ilerlerlerken yere çok yaklaştıklarında çok farklı bir ortam onları karşılıyor. Yer aşırı sıcak olduğu için yere yakın bölgeler de havaya göre aşırı isınmış oluyor ve ışık ışınları buraya giremeden yansıyor. Biz bu olayı yalnızca su birikintilerinde gördüğümüz için yerdeki görüntüyü de su sanıyoruz. Hatta hafif esintilerle bu su birikintisi görünümlü sıcak havanın üzerinde dalgalanmalar bile belirebiliyor. 28 BOKS RİNGİLERİ NEDEN KAREDİR? Bilindiği gibi ring' kelimesi, İnglizce'de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle 'ring denilir. Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde kasabadan kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı. Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önerilirdi. Ayrıca sahnedeki boksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek istediğini belirtirdi. Seyirci miktarı artınca bu usulü uygulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kareydi. Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen 'ring' diye adlandırılmasının hikâyesi işte bu! 29 SİNEK YAĞMURDA NEDEN DÜŞMEZ? Düşmekte olan yağmur damlaları, altlarında küçük basınç dalgaları yaratır. Bu dalgalar sivrisinekleri yan tarafa iter, dolayısı ile damlalar sivrisineklere çarpmaz. Sinek öldürmeye yarayan raketlerin delikli olmalarının sebebi de budur. Hava, deliklerden kolaylıkla geçtiği için raketin önünde basınç dalgası oluşmaz. Bu sayede sinekleri kolayca öldürürüz. Sivrisinekler yoğunlukları gereği apayrı bir fiziksel dünyada yaşarlar. Sivrisinekle yağmur damlasının çarpışmasını, yağmur damlası ile aynı hızda hareket eden bir araba ile normal yoğunluğunun 1/1000’i yoğunlukta bir insanın (ya da insan boyutlarında Sivrisinek de tipkı bir balonun aerodinamik nedenlerle arabanın önünden savrulduğu gibi, yağmur damlalarının yarattığı basınç dalgası ile yana savrulur ve damlalarla bir balonun) çarpmasına benzetebiliriz. çarpışmaz. 43 KORKUNCA GERÇEKTEN DE ÖD PATLAR MI? Korktuğumuzda, “Ödümü patlattın!" deriz. Acaba ödün, daha doğrusu öd kesesinin' korkuyla patlaması söz konusu mu? Öd, karaciğerin salgıladığı, yeşil-sarı renkte, acı bir sivıdır. Bir diğer ismi de 'safra'dır. İnsanda ve birçok hayvanda bulunur. Hatta kurban kesilirken et acımasın diye öd kesesinin patlatılmamasına özen gösterilir. Tabii ki korkudan öd kesesi patlamaz. Peki, ama bu deyim nereden geliyor? Bilim adamları, korku ile öd arasında bir ilişki olduğunu saptamış. Bir insan başarısız olduğunda, hata yaptığında, özgüvenini kaybettiğinde ilk olarak safra (öd) kesesi etkileniyor. Kişinin morali bozulduğunda sindirim sistemine daha fazla safra (öd) gönderiliyor. Bunun sonucunda da gaz sıkışması ve midede, bağırsaklarda kasılmalar meydana geliyor. Korku ile öd arasındaki bu ilişki modern bilim tarafından kesinleştirilse de aslında ta tibbın kurucusu kabul edilen Hipokrat’ın yaşadığı yıllarda dahi biliniyormuş. O yıllarda fazla safranın psikolojik sorunlara yol açtığına inanılıyormuş. Hatta 'melonkoli kelimesi kara safra' anlamına gelen Latince 'melaina khole'den türemiş. Özetle, korkudan öd kesesi dâhil hiçbir organımız patlamaz. Ama moralimiz bozulduğunda, hata yaptığımızda daha fazla safra (öd) salgılanır ve bu da kişide rahatsızlıklara yol açar. 58 GAZLI BEZ ADI NEREDEN GELİYOR? Ecza dolabının hidrojen, tentürdiyot ve pamuktan sonra dördüncü asli üyesi olan gazlı bez alelade pamuklu bir kumaştır. İçinde gaz falan bulunmaz. Antiseptik madde emdirilmiş özel sargı bezlerinin dışında gazlı bezlerde mikrop öldürücü hiçbir özellik yoktur. Asli görevi yara bölgesine sürülen ilacın yerinde kalmasını sağlamaktır. Gazlı bez adı gazdan değil gaze'den gelir. Gaze ise adını "Gazze' şehrinde alan ve Farsça 'tül' anlamında bir sözcüktür. Pamuklu ya da ipekli hafif ve saydam kumaşlara Gaze kumaşı' veya ʻGaze bezi' denilir. Tıpta yaraların sarılmasında kullanılan sargı bezinin ince ve seyrek dokuması ve görünümü Gaze'yi andırdığından 'Gaze bezi' ifadesi zamanla gazlı beze dönüşmüştür. Ecza dolaplarında bulunan normal sargi bezleri steril değillerdir. Doğrudan yaraya değmeleri sakıncalıdır. Açık yara üzerine pamuk koymak nasıl doğru değilse, gazlı bezi de tampon yapılmasını gerektiren acil durumlar dışında doğrudan yara üzerine sarmak o kadar yanlıştır. Hatta yara bölgesinde cam parçaları gibi yabancı cisimler varsa, hiç gazlı bez sarılmaması gerekir. Yaraya baskı uygulanması cisimlerin daha derine gitmelerine yol açabilir. Piyasada yarayı iyi edici ya da antibiyotik maddeler emdirilmiş olanları da vardır. Bunlara ilaçlı gazlı bez' denilir. Steril olsun olmasın tüm gazlı bezler yara iyice temizlendikten sonra sarılmalı, fazla sıkılmamalıdır. Kuru olması ve üzerine elle dokunulmaması çok önemlidir. Gazlı bezin kirlenmedikçe ya da islanmadıkça değiştirilmesine gerek yoktur. Gerektiği gibi yapılan sargı günlerce yara bölgesinde kalabilir, altındaki ilaç değiştirilip, tekrar kullanılabilir. Günümüzde evlerde, ecza dolaplarında gazlı bezin yerine yapışkan flasterleri bulundurmak tercih ediliyor. Hâlbuki ikisinin işlevleri tamamen farklıdır. Yara bandı da denilen flasterler derin yaralarda birbirinden uzaklaşana yara kenarlarını bir araya getirmek ve tutmak için kullanılırlar. Sargı bezini sarmanın pratik olmadığı yerlerde ve küçük yaralarda kullanılan yara bandının yara çevresinde sağlam deriye tutturulan yapışkan kısmı hem ortadaki steril gazlı bezin yarayı örtmesini ve üzerinde kalmasını sağlar hem de deriyi tutarak, yaranın daha fazla açılmasına mani olur. 60 SİVRİSİNEKLER NİÇİN SOKAR? Dünyada yaklaşık üç bin sivrisinek bilinmektedir. Bunların çoğu insana saldırmaz. Zaten aksi olsaydı, dünyanın her yerinde bulunabilen bu yaratıklar ormanda, dağda, insan bulunmayan yerlerde yaşamlarını idame ettiremezlerdi. türü olduğu İnsanların kanlarını emerek yaşayan sivrisinek türlerinin yalnız dişileri kan emer. Dişiler de insanların kanlarını kendi yumurtalarını üretebilmek için protein sağlayabilmek amacıyla emerler. Birçok cinste dişi sivrisinekler en azından ilk yumurtalarını kana ihtiyaç duymadan üretebilirler, fakat sonraki yumurtaları için kana ihtiyaçları vardır. Bulabildikleri her canlının kanını emerler, hatta deniz yüzeyine gelen balıklar bile ellerinden kurtulamaz, 78
·
91 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.