·260 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Ocak 2021 10:41 Çok uzun bir süre boyunca, görme şeklimiz, Platon ve Aristoteles'in kurmuş olduğu felsefe sistemi aracılığıyla sağlanmıştır. Buna Bülent Hoca Platon-Aristoteles'in şemsiyesi diyor. Bu şemsiye Descartes'ten sonra kapanma işaretleri vermiş olsa da, Kant ile birlikte yeni bir şemsiye ortaya çıkmıştır: Kant'ın Şemsiyesi. Descartes'te hala gördüğümüz skolastik felsefe etkileri, Kant'ın eleştiri sonrası döneminde yerle bir olmuştur. İki çok önemli değişim vardır: (1) Eskiden önemsiz/gerçek-dışı olarak atfedilen empirik(deneysel) bilgi artık önemli ve zemini sağlam bir bilgi haline gelmiştir ve (2) metafiziğin aşkın kullanımı Schein(aldanma)'lara yol açtığı için metafizik aklın sınırları içine alınmış ve böylelikle sağlam bir bilim haline getirilmiştir. Kitap 9 bölümden oluşmaktadır.
Bülent Hoca kitabın başında, uzunca bir giriş bölümü yazmış ve burada Kant'ın Transandantal felsefesinin oluşumuna ve ne olduğuna dair açıklamalarda bulunmuş. Benim gibi daha önce Kant felsefesine dair eser okumamışlar için tavsiyem, bu bölüm yavaşça ve anlayarak ve hatta birkaç kere okunmalı.
Böylelikle bize sağlam bir zemin hazırladıktan sonra ikinci bölümde Kant'ın eleştiri öncesi ve sonrası döneminin dayanak noktasını "Uzaydaki Yönler Arası Farklılığın Nihai Dayanağı Hakkında" yazısını ele alıyor. Eleştiri sonrası dönem bize Saf Aklın Eleştirisi'ni sağlamıştır. Bu açıdan önemli bir olaydır. Bülent Hoca da kitapta sıklıkla söyler, Kant eğer eleştiri dönemi öncesi halinde kalsaydı, David Hume kadar değerli olabilirdi ama asla bu kadar kritik bir rol oynayamazdı.
Üçüncü bölümde transandantal mantığın geleneksel mantıktan kopuşu araştırılmış ve dördüncü bölümde Saf Aklın Eleştirisi ile birlikte "bütünlük", "mantıksal uzay", "Tanrı" gibi kavramların nasıl da dönüştüğü anlatılmaya çalışılmıştır. Kitapta genel olarak gördüğümüz, Kant'ın bilim insanlarından etkilenişi ve özellikle Newton etkisi göz önüne çıkmaktadır.
Beşinci bölümde tüm transandantal felsefeyi mümkün kılan Saf Ben'in kuruluşu açıklanıyor. Kant bu kuruluşu açıkça ifade edememiş olduğu için, Kant'ın felsefesine sadık kalınarak bir cevap verilmeye çalışılmış. Bu bölüm şu yüzden önemlidir: Kant'ın felsefesinde kendinde şey(numen)'lere yer verilmez ve her şeyin kurucusu olan Saf Ben bu haliyle transandantal felsefenin kabul edemeyeceği bir kavramdır. Bu sorunun çözülmesi gerekmektedir.
Altıncı bölüm benim en çok etkilendiğim filozofların başını çeken isimlerden Heidegger'in, Kant'ın felsefesiyle olan ilişkisini, transandantal felsefe üstüne neler eklediğini anlatan muhteşem bir çalışma. Yedinci bölüm ise Spinoza'nın felsefesi üzerine Kant'ın eleştirilerinin verildiği bir çalışma. Bu bölümde yine asıl konu Spinoza'nın ne kadar ileri giderse gitsin bilgi edinme yöntemi olarak sezgisel bilgiyi savunması, ne kadar geleneksel felsefeden kopmuş olsa dahi bir bakımdan zamandan bağımsız, aşkın bir bilgi türünü kabul etmesi Kant'ın eleştiri merkezinde yer edinmiştir.
Sekizinci bölüm, kitabın en önemli bölümü belki de. Kant'ın felsefesine o kadar çarpıcı ve haklı eleştiriler var ki. Kitabı okurken bazı noktalarda "İşler yolunda gitmiyor, bir tuhaflık var" dediğiniz noktalar olacaktır. İşte o açıklar ve eksikler (ki Kant bir kısmının farkında) bu yazıda detaylıca verilmiş. Transandantal Felsefe, Kant'ın yıkmak için yola çıktığı Schein üzerine kurulmuş gibi gözüküyor. Bülent Hoca'ya bu çalışması için çok ama çok müteşekkirim.
Son bölümde verilen çalışma ise Kant'ın üniversiteler, aydınlanma, ilerleme, ahlak vb. kavramları üstündeki düşüncelerini anlatan bir çalışmadır.
Bu eser beni Kant ve felsefesine biraz daha yaklaştırmıştır. Her şeyi anlamak mümkün değil, ancak her okumada biraz daha yaklaşıyoruz. Okurken çok kez mini aydınlanmalar, coşmalar yaşayacaksınızdır. Bu çok güzel ve arzulanan bir şey. Türkiye'de Kant denilince belki de akla gelen ilk isim olan Bülent Hocamız, anlatımı, notları, alıntıları ve kaynak yönlendirmeleriyle çok kapsamlı ve öğretici bir eser ortaya çıkarmıştır.
İyi ki Bülent Hoca var.
Keyifli (bazen can sıkıcı olsa da günün sonunda keyifli) okumalar…