Ülkemize yukarıdan bir ayna tutsak yansımadaki görüntüye en iyi bu kitap yakışır.
-spoiler gibi bir summary-
Kitapta birbirinden zor hayatlar yaşamış olan iki ana karakter var. Derda. İlk Derda 11 yaşında okuldan alınıp zengin bir sadiste satılıyor. Yıllarca eziyet ve işkence eşliğinde hapis hayatı yaşadıktan sonra, evden kaçıyor. Bu kısımda sado mazo bi şeyler var ama söz etmeyeceğim... En sonunda Derda uyuşturucu bağımlısı olup bir hastaneye kaldırılıyor. Orada tanıştığı Anne Derdanın annesi oluyor ve mutlu son
Bir diğer Derda ise mezarlığa bitişik evlerinde hasta annesi ile yaşıyor. Geçimini mezar sulayıp bahşiş alarak sağlıyor. Bir gün tesadüfen Oğuz Atay'la tanışıyorlar ve hayatı tamamen değişiyor. Oğuz Atay için insanları öldürüyor ve bu şekilde hapse giriyor. Vakti gelip de çıktığında tek hedefi Derdayı bulmak oluyooooorrr.
Detaylardan bağımsız olarak karakterlerin birbirini bulmasını sağlayan etken Oğuz Atay...
-
Çok zekice düşünülmüş bir kurgu. Olaylar o kadar ilgi çekici ve gerçekçi ki insanı anında içine alıyor. İlk Derda'nın hikayesinde olaylar çok çarpıcı ve ani geliştiği için o silsile içinde kaybolmamak zordu. İkinci Derda'yı okurken birbirlerinden çok farklı iki rezil hayatı gördüm. Sanki aralarında hiçbir alaka yok gibiydi. Ama aralarındaki bağlantı hem iç karartıcı hem de bir yanı aydınlık türdendi.
Anyways, Derdalar onca talihsiz ve çaresizlikle dolu bir hayata rağmen birbirlerinde mutluluğu yakalarken, ben de iki hafta içinde iki Hakan Günday kitabı okuyarak depresyona girmeye hazır hale geldim.