“Eskiden insandım, şimdi dünyayım.” Ölenler konuşabilseydi neler anlatırlardı? Kendi hayatlarından nasıl bahsederlerdi? Neleri hatırlarlardı? Ya da onlar için neler hatırlanmaya değer olurdu? Kalp kırıklıkları, aşklar, nefretler, yokluklar, kaybedilenler, başarılanlar, felaketler ile bir kasabanın mezarlığındayız. Her mezar taşının bize söylemek istediği bir şeyler var.
Duyuyor musunuz?
Rüzgarla kelimeler savruluyor, yitip giden hayatları gibi... Artık geride bıraktıklarından ibaret her şey. Unutulana kadar...
Yazarın, okuduğum ilk kitabıydı ve iyi ki de tanışmışım diyorum. Bence ilginç bir konu ve çok duru bir anlatımı var. Kısa kısa bölümler halinde herkesin kendi ağzından dinliyoruz hayat hikayesini. Ben çok keyifli okudum, umarım sizde de aynı etkiyi yaratır