Düşünmek özgürlüktür. Birileri birilerine her zaman bir yerlerde kilit vurabilir lakin düşünceye kilit vuramaz. Düşünmek, hayal etmek sonsuzdur, sınırları yoktur...
Jack London tarafından yazılan bir dönem "The Jacket ( Deli gömleği olarak da çevrilebilir- hikayede oldukça fazla geçmiştir-)" olarak yayınlanmış sonra " The Star Rover" adını almıştır.
Akademisyen Standing iş arkadaşını bir nedenden dolayı öldürür ve Amerikada San Quentin Hapishanesine yollanır ve ömür boyu orada kalacaktır. Lakin içerde bir kaç olay olur ,cezaevinin içine mahkumlar tarafindan dinamit yerleştirildiği ve bunu da Standing'in bildiği dedikodusu müdür gider. Müdür onu konuşturmak için belirli hafta ve günlerde deli gömleği giydirip hücreye attırır akademisyeni. Lakin hücredeki bir arkadaşının yardimi ile acı çeken bedenini terk edip farkli tarihte farkli benliklere bürünüp oradan kaçar. Lakin idam edilecektir...
Yazar Amerikanın adalet sistemine ve anayasasına sürekli bir göndermede bulunarak eleştiride bulunur. " Demokratik bir devlet tarafından maaşlı ve vergiler verilerek çalıştırılan gardiyanların zalimliği" ve bunu sürekli yinelemesi eleştirel yaklaşımi gösterir.
Hikaye aslında basit. Ama bence mesaj çok büyük.
1) Hümanism olmalı insanda. Bazı hatalar vardır affedilmez ama idamı da gerektirmez.
2) Kişilerin fikirleri herkesle aynı olmayabilir.
3) Resmi yerlerde gayri resmi bir sekilde davranılması hoş degil. Cezaevleri işkence evleri degil islah evleridir.
Ve biri birine ne kadar eziyet ve işgence ederse etsin edilen kişinin düşünce asla değişmez.
Standing yapılan işgencelerden yana hissizleşmiştir çünkü düşünce ile ruhsal olarak zaten özgürdür. Bedeni hapisteyken ruhu özgürce gezmektedir.
Bunların yanında hikayede "matrix narrative" dediğimiz bir hikaye içinde birden fazla anlatının oldugu bir anlatı türü seçilmiştir. Yazar anlatıyı yavaşlatmış, olaydan çok ikinci türden olan anlatılara ağırlık vermiştir. Bazen odaklanmak güçleşebiliyor. Ayrıca sürekli okuyuca hitap ediyor ki okuyucunun dikkati dağılmasın.
Sonuç olarak, Jack London'ın korkunç olan San Quentin'de beş yılını geçiren arkadaşı Ed Morall'dan esinlenerek yazdığı Yıldız Gezgini'nin anlatıcısının her bir geçmiş yaşam deneyimi, bağımsız birer öykü olarak da okunabilir. London bu yapıtında, astral seyahat ve yeniden doğuş üzerine kafa yorar.
Ancak bununla beraber asıl derdi de ABD'nin gaddar ve çürümüş hapishane sistemini de bizlere gösterir.
Jack London güzel bir yazar. Bayılarak okumadım ama isteyen okuyabilir. Iyi okumalar...