·411 syf.····Okunma: 01 Ocak 2021 01:21 Müellif Urfalı Mateos, XI. yüzyıl sonunda ve XII. yüzyılın ilk yarısında Urfa’da yaşamış bir başrahiptir. Ölümünden sonra da eserine zeyl yazan Grigor’un, Mateos’un öğrencisi olması muhtemeldir. Eserin Türkçe tercümesi Hrant D. Andreasyan tarafından orijinal dili olan Ermenice metin esas tutularak çevrilmiştir. Bu tanıtım ise Hrant D. Andreasyan’ın Türkçe tercümesi üzerinden yapılacaktır. Eser içindeki notları Edouard Dulaurer yazmıştır ve Prof. Dr. Halil Yinanç Türkçeye tercüme etmiştir. Hrant D. Andreasyan eserin giriş bölümünde yazarların kimliği, eserin içeriği ve çeviri hakkında genel değerlendirme özelliği taşıyan 9 sayfalık bir önsöz yazmıştır.
Birinci baskısı 1962 yılında yapılan eserin, 2019 yılında Ankara’da Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilen 4. Baskısı üzerinden değerlendirme yapılacaktır. Kitap, 411 sayfa olmakla beraber eserin sonunda 74 sayfalık bir dizin mevcuttur. Eser 4 bölümden oluşmaktadır. İlk 3 bölümünde 952-1136 yılları arasındaki olaylar Urfalı Mateos tarafından aktarılmıştır. 4. bölümde ise 1136-1162 yılları arasındaki olayları Papaz Grigor yazmıştır. Romen rakamları ile 284 başlık altında bazen tarih verilerek olaylar bölünerek anlatılmıştır. Eser içinde (288. Sayfada) Danişmendliler’in şeceresini gösteren bir şema eklenmiştir.
Eserin önsözünde mürtecim, Urfalı Mateos’un söylediğinin aksine onun eseri için başka kaynaklardan faydalanmadığı, Bizans, Süryani ve Ermeni müellifleri okumadığı hakkında bir aktarımı olsa da Urfalı Mateos’un bu eseri bizler için oldukça kıymetlidir. Urfa ve Suriye’de geçen olayların görgü şahidi olduğu gibi, Latin prensleri, Türk akınlarına, Yakın-Şark’a ve Haçlılar ile Müslümanların ilişkilerine eserinde büyük bir yer vermesi bakımından önemli bir tarihi kaynaktır.
Ağdalı ve edebi bir dilden uzak eserini nakleden Urfalı Mateos’un gayesi edebi bir eser ortaya koymaktan ziyade tarihi bir kaynak üretmektir. Olayları objektif bir şekilde yansıtmaya çalışmıştır fakat zaman zaman milliyetçi duygularına yenik düştüğünü, kendi dindaşlarına ve milletine zeval gelince söylemlerinden anlaşılmaktadır. Öğrencisi olduğu tahmin edilen Papaz Grigor’un da dil ve üslup bakımından Mateos’dan aşağı kalan bir tarafı yoktur.
Müellif, eserin I. bölümünde kendi yaşadığı dönemden önceki dönemin olaylarını anlatmak için uzun araştırmalar sonucu Türk, Ermeni, Bizanslılar ve daha birçok millet hakkında belgelere ulaştığını ve bu doğrultuda 952-1052 yılları arasındaki olayları aktardığını belirtmiştir. Bu bölümde Ermeni ve Türk muharebesi gibi siyasi tarihten bahsedildiği gibi kıtlık, Ayasofya Kilisesi’nin yıkılması vb. konulara değinerek dönemin insanlarının yaşadığı felaketler üzerine de değinilmiştir.
Mateos II. Bölümünde 1053-1102 yılları arasındaki döneme değinmeden önce bir mukaddime yazarak bu bölümde anlatacağı olayların kendinden bir önceki neslin döneminde yaşanarak kendi döneminin akıbetini belirlediğini aktarmıştır. 8 yıl olayları tetkik ettiğini belirten müellif bu eseri tarih severlere hatıra olarak bıraktığını belirtmiştir. Bu bölümde Malazgirt Muharebesi gibi Türk ve Bizans tarihi için önemli olan olaylardan bahsedilmiş ve bizlere Anadolu’ya akın eden Türklerden ziyade Anadolu’nun yerli halkı gözünden olayları izlemek bakımından farklı bir bakış açısı kazandırmıştır. Kiliseler arası dini ayrılıklardan da bahseden Mateos’un bu konularda bir papaz olarak tarafsız kalamaması da dikkat çekmektedir. Müellif Sultan Alp Arslan hakkında kötü sözler sarf ederken Melikşah için oldukça methedici sözler söylemektedir. Melikşah’ın ölümüne tüm dünyanın üzüldüğünü aktarmaktadır.
Eserin III. Bölümünde 1102-1136 yılları arasında içinde yaşadığı devrin olaylarını aktarırken müellif, mukaddimesinde eserinin mantıklıca irdelenmesini başkalarına bırakmış ve bu işten el çekip yerini, daha çok alim ve daha çok yüksek müdekkiklere bırakmış olduğunu dile getirmiştir. Bu bölünde Urfa’da su baskını, Amid Camisi’nin yanması ve Kılıçaslan’ın ölümü gibi konulara değinmiştir.
Urfalı Mateos’a bir zeyl yazan Papaz Grigor’un onun ölümünden sonra öğrencisi vasfıyla eserini devam ettirdiği sonucuna da varabiliriz. Papaz Grigor hakkında sadece kendisinin vermiş olduğu bilgiler elimizde mevcuttur. Eserin önsözünde onun evli bir papaz olduğundan da bahsedilir. Yazdıklarından da çevresi tarafından sayılan biri olduğu sonucu da çıkarılmıştır. 1137 ile 1163 yılları arasındaki olayları aktaran Papaz Grigor yine kendi milleti hakkında değerli bilgiler verdiği gibi Zengiler ve Kılıçaslan’a da değinir. Kırmızı ve külle karışık kar yağması gibi olaylara da yer veren Papaz Grigor Urfalı Mateos’dan anlatım ve bakış açısı bakımından ters düşmemiştir.
Urfalı Mateos belli tarihlerdeki olayları gördüğü, duyduğu ve çeşitli kaynaklardan aldığı bilgileri bir kitapta toplamıştır. Bu eseri memleketini ve dinini merkeze koyarak yazmıştır. Objektif olmaya gayret etse de yer yer bu objektifliği kaybetmiştir. Bize farklı bir bakış açısı kazandıracak bu eser çoğu kaynakta bulunmayan bazı bilgileri de bize aktarması sebebiyle Ortaçağ tarihi ana kaynakları arasında kıymetli bir yere sahiptir.