·304 syf.····Okunma: 28 Ocak 2021 15:00 Herkese merhaba!
Bugün 9 yıl önce ortaokuldayken öğretmenimizin bize okuttuğu bir kitabı tekrar okumanın ve yorumlamanın sevinciyle geldim! Kitabımız Momo!
Ortaokuldayken okuduktan sonra bir arkadaşıma vermiştim, sonra geri getirmemişti. Bu olaydan sonra, lisede de böyle bir hata yaptım ve kitabım kapağı yıpranmış, hasar görmüş bir şekilde geri geldi. Ben de bir daha kimseye kitaplarımı vermemeye gayret ediyorum artık. Neyse, Momo'nun o baskısından da bir daha bulamadım. Mecburen başka bir yayıncılıktan aldım. Şimdi geçelim özet ve yorumuma.
BOLCA SPOİLER İÇERİR!!!!
Momo, yaşını kendisinin bile tam olarak bilmediği -söylediğine göre 100 yaşında :)- bir kız çocuğu. Bir şehrin antik tiyatrosunda görülür bir gün. Herkes merak içinde bu kız çocuğunun kim olduğunu sormaktadır. Kimsesiz, yalnız olan bu çocuğa halk elini uzatır. Antik tiyatro harabesinin basamaklarının altında bir odacık yaparlar Momo'ya. Her gün yemek getirirler, saatlerce sohbet ederler. İnsanlar Momo'yla sohbet etmeye bayılır. Çünkü Momo'nun üstün bir yeteneği vardır: Çok iyi bir dinleyicidir. İnsanların anlattıkça anlatası gelir. Herhangi bir sorunu olan biri Momo'ya gelip sorununu anlatır, Momo hiçbir şey söylemeden dinlese bile sorununu anlatan kişi birden aydınlanır ve çözümünü kendi içinde bulur. Hatta insanlar arasında yeni bir deyim çıkmıştır "Git bi Momo'ya uğra". Hiçbir sorunu olmayan kişiler bile Momo'yla konuştuğunda eskisinden çok daha iyi hissediyordur. Şehirdeki 7'den 70'e herkes Momo'yu çok seviyordur artık. Onsuz yapamaz olmuşlardır.
Bu şekilde aylar geçer. Günlerden bir gün Momo'nun berber arkadaşının -Fusi- ziyaretine bir adam gelir. Fusi'nin canı çok sıkılıyordur, yapacak hiçbir şeyi yoktur. Ziyaretine gelen kişi de bunu biliyordur. Fusi'nin gözü önünde çeşitli zaman hesaplamaları yaparak eğer zamanından tasarruf ederse canının sıkılmayacağını, hatta tasarruf ettiği zamanları daha sonra kullanarak daha da uzun yaşayacağını vaad eder. Başta berberimizin kulağına mantıksız gelse de ziyaretçimiz Duman Adam -Momo ve arkadaşları böyle diyorlardı- zaman hesapları yaptıkça gittikçe mantıklı gelmeye başlar zaman tasarrufu yapmak. Artık canı sıkılmayacaktır, eskiden yaptığı hobilerini, boş vakit ziyaretlerini artık yapmayarak zamanından tasarruf edecektir. Duman adamla sözlü bir anlaşma yaparlar ve Duman Adam berberimizi öylece dükkanında bırakır. Birden Fusi kendini çok yoğun bir hayatın ortasında bulmuştur. Artık müşterileriyle daha az süre geçirmekte, daha az sevdikleriyle ilgilenmekte, daha az konuşmakta ve gülmektedir. Kısacası gittikçe mutsuzlaşmaktadır.
Kentteki tek bu hâlde olan insan Fusi değildir. Duman Adamlar her geçen gün daha fazla kişiyle zaman tasarrufu anlaşması yapıyordur. Her geçen gün daha fazla insan daha az zaman geçiyordur sevdikleriyle. Her şeye daha acele ediyordur. "Bunun için vaktim yok" cümlesini dudaklarından düşürmüyorlardır. Artık neredeyse kimsenin boş vakti yoktur, kimsenin canı sıkılmıyordur. Geriye Momo, çocuklar, Momo'nun iki arkadaşı Girolamo -Turist Rehberi Gigi derdi Momo- ve Çöpçü Beppo kalmıştır. Çocuklarla çeşitli oyunlar oynar ve Gigi ve Beppo ile sohbet eder Momo.
Bir gün Duman Adamlardan biri Momo'yu da ziyaret eder. Çünkü zincirin en güçlü halkası olarak Momo'yu görmektedirler. Momo arkadaşlarının bütün boş vakitsizliklerine rağmen onları sürekli kendi evine sohbet etmeye çağırır tıpkı eski günlerdeki gibi. Çok azı gelir. Duman Adamlar da Momo'nun dostlarıyla bağlantısını kesip insanları ellerinde sıkı tutmaya çalışmaktadırlar. Bunun için de en önemli görev Momo'dan kurtulmaktır. Duman Adam, Momo'ya çeşitli hediyeler verir, onu kandırmaya çalışır. Momo hem soğuktan hem de Duman Adamdan hiç hoşlanmadığı için hiç konuşmadan onu dinlemektedir. Duman Adamların etrafa yaydığı bir soğuk, sigaralarından çıkan garip bir duman vardır ki herkesi etkisi altına alır. Ama Momo'nun daha güçlü bir silahı vardır: Dikkatle dinlemek. Momo susup dinledikçe Duman Adam daha çok anlatır. Şirketin bütün planlarından, bütün insanların zamanlarını istediklerinden bahseder. Bunu bilinçsizce, Momo'nun etkisinde kalarak yapar, ama bu yanlışı fark ettiğinde çok geçtir. Suçu çoktan işlemiştir bile. Duman Adam acele ile Momo'yu arkasında bırakarak uzaklaşır, korkmuştur.
Momo çok geçmeden olayı arkadaşlarına anlatır. Gösteri düzenleyerek bütün insanlara anlatmak isterler bu olayı. Ama toplantıya Momo, arkadaşları ve çocuklardan başka kimse gelmez. Çünkü Duman Adamlar tüm insanların vaktini alıp toplantıya katılamayacakları bir program ayarlamıştır. Artık oklar tamamen Momo'ya dönmüştür. Zaman hırsızları olan Duman Adamların hepsi Momo'yu aramaktadır. Çünkü Momo onların bütün planlarını altüst etmektedir. Momo, Duman Adamların kendisine zarar verme isteğinden bihaberdir. Duman Adamların Momo'yu arayışının başladığı akşam Momo bir kaplumbağa ile tanışır. Özel bir kaplumbağadır bu. Sırtında söylemek istediklerini yazar ve Momo'ya "Benimle gel" yazısını sırtında göstererek ilerler. Momo meraklanarak kaplumbağayı takip eder. Çeşitli yollardan geçerler ama hiçbirinde Duman Adamlarla karşılaşmazlar. Üstelik tüm şehirde tam teşekküllü bir arama varken. Çünkü kaplumbağanın çok önemli bir özelliği vardır: Yarım saat sonrasına kadar olacakları önceden bilir. Kaplumbağa, Momo'yu tüm zamanların dağıtıcısı olan Hora Usta'ya götürür. Hora Usta, Momo'dan daha önemli bir düşmanıdır Duman Adamların. Çünkü tüm zamanları O insanlara dağıtır.
Kaplumbağa, Momo'yu Hora Usta'nun yaşadığı Hiçbir Zaman Sokağı'ndaki Hiçbir Yerde Evi'ne götürür. Momo, burada Hora Ustayla tanışır. Hora Usta, Momo'ya birçok şey anlatır. Zamanın ne olduğundan, insanlara neden verildiğinden, neden bu kadar değerli olduğundan bahseder. Aslında tüm insanların zamanının kendi yüreklerinde olduğundan bahseder ve Momo'yu, Momo'nun yüreğine götürür. Momo, çeşit çeşit renklerde bir açıp bir solan çiçekler görür. Çiçeklerin güzelliği karşısında adeta büyülenmiştir. Ama buranın kendi yüreği olduğunu bilmiyordur henüz.
Sonrasında Momo derin bir uykuya dalar ve uyandığında kendini Antik Tiyatro harabesinde bulur. Kaplumbağa Kassiopeia da yanındadır. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Çöpçü Beppo da yoktur, Turist Rehberi Gigi de, çocuklar da. Duman Adamlar hepsinin zamanını çalmışlardır. Artık hiçbirinin Momo'ya ayıracak, onu düşünecek vakitleri yoktur. Çünkü Momo'nun Hora Usta ile geçirdiği 1 gün, dünyadaki 1 yıla eşittir. Bir yıl geçtiğini ve bu bir yılda ne çok şeyin değiştiğini Momo birçok acı olay ve karşılaşma ile anlar. Artık kaplumbağa Kassiopeia da terk etmiştir onu. Arkadaşları olmadan, sevgi olmadan bu dünya bir hiçtir onun için. Momo'nun bu zayıflığından faydalanmak isteyen Duman Adamlar tam da bu anı beklemişlerdir. Tekrar Momo ile karşı karşıya gelip anlaşma yaparlar. Duman Adamları Hora Usta'ya götürmesini, karşılığında bütün arkadaşlarını geri alabileceğini söylerler. Ama Hora Usta'ya giden yolu bilen Momo değildir, Kassiopeia'dır ama o da Momo'yu terk etmiştir. Bu sefer de küçük kaplumbağa için şehirde kapsamlı bir arama başlar. Tüm duman adamlar Kassiopeia'yı aramaktadır.
Ancak Kassiopeia çoktan Momo'ya geri dönmüştür. Duman Adamlar Momo'yu olduğu gibi bırakıp Kassiopeia'yı aramaya çıktıklarında Kassiopeia Momo'nun ayağının dibinde bitiverir. Tekrar Hora Usta'ya gitmeyi teklif eder ve yola düşer. Momo da onu takip eder ama tek takip eden Momo değildir. Duman Adamlar saklandıkları yerlerden Kassiopeia'yı görmüşler ve gizlice, Momo'ya ve Kassiopeia'ya hissettirmeden onları takip ederler. Ta ki Hiçbir Zaman Sokağı'na ulaşana dek. Hiçbir Zaman Sokağı'nda zaman yoktur, bu yüzden de Momo ile Kassiopeia çok yavaş ilerler. Ama Duman Adamlar zaman hırsızlarıdır, zaman emerek varolurlar, zamanın olmadığı bir yerde yaşayamazlar. Bu yüzden sokağa adım atar atmaz buharlaşıp yok olmaktadırlar. Bunu fark eden en öndeki Duman Adamlar kaçıp kurtulmak için birbirlerini ezerken birçok Duman Adam buharlaşıp yok olmuştur bile.
Momo, tekrar Hora Usta ile buluşur fakat bu sefer durum daha ciddidir. Artık tüm insanlığı ve insanların zamanlarını geri almak Momo'nun görevidir. Hora Usta bir plan yapar ve Momo'ya çok önemli bir görev verir. Hora Usta uyuyacaktır, bu esnada zaman duracak ve Momo, Duman Adamların insanlardan çaldıkları zamanları tuttukları depoya gidip bütün zamanları serbest bırakmak zorundadır. Hora Usta, Momo'ya bir zaman çiçeği verir. Bu zaman çiçeğinin ömrü bir saattir, yani, Momo'nun bu görevi tamamlaması için bir saati vardır. Ama Duman Adamların deposunda Momo'nun çiçeğinden çok daha fazlası vardır, tüm insanlığın zaman çiçekleri. Bu çiçeklerin yapraklarından yaptıkları sigaraları içerek varolmaktadırlar. Zaman dursa bile bu çiçeklerden yaptıkları sigaralardan zamanları içlerine çekerek varolmayı sürdürebilirler. Kulağa kolay gelse de depo stokları ve Duman Adamların sayısının çokluğu gözönüne alındığında yetersiz bir stoktur bu.
Hora Usta uyur ve zaman durur. Artık Duman Adamlar, Hiçbir Yerde Sokağı'na da, Hiçbir Yerde Evine de girebiliyorlardır çünkü zaman çiçeğinden yapılmış sigaraları tüketmektedirler. Momo da elindeki zaman çiçeği ile istediği gibi hareket edebilmektedir. Duman Adamlar zamanın durduğu ve artık sadece depolarındaki çiçekler kadar zamanları kaldığını anlayınca telaşa kapılırlar. Herkes birbirinin ağzından sigarasını almaya çalışır, ağzından sigarası alınan veya düşüren Duman Adam oracıkta buhar olarak yok olur. Bu itiş kakış içinde Duman Adamlar depolarına koşarlar. Tabii Momo da peşlerinden koşar deponun yerini öğrenmek için. Geriye sadece birkaç Duman Adam kalmıştır. Onlar da birbirleriyle kavga ederken Momo çoktan zaman çiçekleri deposunu bulmuştur bile! Geriye kalan son Duman Adamdan da ufak bir hileyle kurtulan Momo, bütün zaman çiçeklerini serbest bıraktığı anda kendi zaman çiçeğinin de zamanı dolmuştur. Derin bir uykuya dalar.
Uyandığında her şey yine eskisi gibidir. İnsanlar birbirine gülüyor, sohbet ediyorlar ve hayat akıp gidiyordur. Momo, hemen Antik Tiyatro harabesine koşar. Evet, tüm dostları onu beklemektedir. Tıpkı eskisi gibi sohbetler ederler, ziyafet yaparlar. Momo'nun arkadaşları her ne kadar bütün bu olanlardan ve Momo'nun çabalarından habersiz olsalar da, Momo artık çok mutludur.
Momo'nun bana bir kez daha hatırlattığı ana konu zamanın değeridir. Sevdiklerimize ne kadar zaman ayırırsak o kadar mutlu oluruz. Sevdiğimiz işi yaptığımızda zamanın nasıl geçtiğini anlamayız ama zaman geçsin diye bir iş yaptığımızda onu bir türlü sevemeyiz. Buradaki önemli etken sevgi. Yaptığımız işi sevmeli ve zamanımızın değerini bilmeliyiz.
Çocuk kitaplarını ne zaman okusam hep değişik şeyler öğreniyorum. Aslında çocuk kitapları da çok eleştirel bakış açılarına sahip. Örneğin, Alice Harikalar Diyarında da bir çocuk kitabı olarak bilinir ama eleştirel gözle okunduğunda topluma çok güzel eleştirilerde bulunduğu, iğneleme yapıldığı görülebilir. Aynı şekilde Gulliver'in Gezileri de. Bu yüzden elimden geldiğince çocuk kitaplarının genişletilmiş versiyonunu okumaya çalışırım. Bu hayatta hem çocuklardan hem de onların kitaplarından öğreneceğimiz çok şey var!
Kısa bir alıntı ile özet & yorumumu sonlandırıyorum, en kısa zamanda yeni bir kitapla görüşmek üzere!
"Eskiden çok sevimli bir adamdı. Güzel şarkı söylerdi. Değişik şeyler anlatırdı. Şimdi hiçbirine vakti yokmuş. Adam, hortlak gibi bir şey olmuş, hiç eski Fusi değil. Anlıyor musunuz? Yalnız o olsaydı, aklını kaçırmış galiba diye düşünecektim. Ama nereye baksanız, ona benzeyen insanlar görüyorsunuz. Gittikçe çoğalıyorlar. Şimdi de bizim eski dostlar! Acaba ortalıkta bulaşıcı bir delilik mi var dersiniz?" (syf. 91)