Kitapta yer alan dört anlaşma aynı zamanda Toltek uygarlığının yüzyıllardır benimsemiş olduğu hayata bakış açısını okuyucuya sunmaktadır. Toltek uygarlığını belki daha önce duymuşsunuzdur ve bu uygarlığın başlangıç tarihi bilinmeksizin hala gizemini korumaktadır. Savaşlardan dolayı zararlar görmüş uygarlıklardan biridir de.
Kitabı bir kişisel gelişim türü olarak değerlendirmemenizi tavsiye ederim. Kendi kültürünü yansıtan Don Miguel Ruiz bu büyüyü geniş kitlelere aktarmak amacındadır. Savaşların, kinin, öfkenin ve bir çok kötü olayların kalıntıları hala sürerken kalıplaşmış bir sistemde kaybolan ruhlarımıza bir sesleniş var. Bizlerden önce verilmiş kurallar içinde kendimizi kaybediyoruz. Doğanın güzelliklerini unutup teknolojinin kolaylıklarına teslim oluyoruz. Günler içinde kaybettiğimiz en değerli kavram ise 'zaman'. Yarın kesin varmış gibi geleceğe dair beklentilerimizle yaşayabiliyoruz ama zaman geçip gidiyor. Beklenmedik olaylar karşısında donup kalabiliyoruz. Dört anlaşma sadece insanların iyiliği için yapılan anlaşma değildir. 'Sevgi' kavramıyla başkalarına hatırlatabileceğimiz güzelliklerin olmasıyla anlaşmalar kitlesel etki yaratabilir.
Bir çok düşünür, bilge hayata dair önemli sözler söylemiştir. Kaybolan bir birey için o düşünürlerin sözleri karmaşık gelebilir ama 'Dört Anlaşma' basit bir dil ile açıklar. Tek zorluk anlaşmaları uygulamaktır. Zamanla ve güçlü iradeyle her şey mümkündür.
" Batı kültürü, insanı her şeyin merkezine koyuyor. Doğayı kendisinden aşağı, kaynaklarını sömüreceği, açgözlülüğünü doyuracağı bir nesne olarak görüyor."
"Sevgimi parça parça her insanın içine koydum. Ve tüm insanlıkla Bir oldum."
Okurken içimin ferahladığını hissettiğim her bir satır için alıntı yapmak yetmez. Her bireyin okuması, anlaması, hissetmesi ve en önemlisi de fark etmesi gerek. Fark etmek her şeyin başlangıcıdır.