Puan vermedi·724 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Ocak 2021 22:14 Öncelikle, Oğuz Atay kitabı, kitabın içinde: “Bu kitap ne ciddi kavgaların, ne büyük ve yaygın sıkıntıların, ne de ezilen insanların romanıdır; bu kitap, mustarip bir ruhun iç çekişlerinin romanıdır. Sizlere hizmetten şeref duyan yayınevimiz iftiharla sunar: Tutunamayanlar. Belli başlı bütün kitapçılarda bulunur,’’ diye tarif ediyor. (sy:559)
Kitap okudum bitti tamam bunu kitaplığa kaldırayım diyeceğiniz bir eser değil. Bol bol notlar aldıran, çokça düşündüren bir roman olduğu için rastgele bir sayfasını yahut değinilen bir konuyu hatırlamak için okuma ihtiyacı ilerleyen zamanlarda mutlaka hissettirecektir. Her daim elinizin altında olmasında fayda var.
Bu kitabı anlayabilmek için dönemini çok iyi bilmek gerekiyor. Kitabın yazıldığı dönemde edebiyat anlayışı daha çok sanata bir misyon yükler. Bu dönemde böyle bireyin iç yolculuğu, sıkıntıları, ümitsizlikleri, hayal kırıklıkları gibi şeyler lüzumsuz olarak görülür. Yaşar Kemal, Orhan Kemal gibi yazarların eserlerinin daha çok okunduğu diğer yandan köylü sınıfının anlatıldığı romanlar hep göz önünde çünkü edebiyatın toplumu bir adım öteye götürme, aydınlatma derdi var. O dönemin Türkiye’sinde insanlar köylerde yaşıyor. Şehirde işçiden ziyade daha çok hizmet sektöründe olan insanlar var.
Gerek üslubu gerekse seslendiği yer bakımından çok aykırı bir roman. Cesurca bir davranış sonucu ortaya çıktığını söylemek gerekir. Neden? Çünkü kitap: küçük burjuvaziden bahsederken onları yerden yere vurmuyor yani devrimci olmamakla suçlamıyor diğer yandan kendi sınıfını eleştiriye çağırıyor. Entelektüel denilen gruba da sesleniyor. Gerek kurgusu, gerekse anlattığı, gerekse dili bakımından roman dönemine göre ilericidir.
1960 yıllarında Avrupa’da görülmeye başlayan postmodernist akımının bizdeki öncüsüdür. Bilinç akışı tekniğini direkt görürüz. Eserin kurulduğu temel dayanak dildir. Dil üzerinden anlatılmak istenilen anlatılmaya çalışılmıştır. Osmanlıca, İngilizce, Fransızca, Almanca gibi farklı dilleri görürüz. Kitabın dilinin zor olduğunu düşünmüyorum. Kitap bir anda okunup geçilecek gibi olmadığı için okuyucuya zor geliyor. Yine birçok yazı türünü (mektup, oyun) romanın içinde buluruz. Kurmaca romanın üst metnidir.
Kitap çok göndermelerde bulunduğu için okumak için biraz birikim istemektedir. Yine kitapta okuduğu kitapların (Oblomov, dönüşüm…) yazarların ( Dostoyevski, Tolstoy, Camus, James Joyce…) etkisini görürüz. Bunlardan sık sık bahseder zaten.
Mizah ile iç içe geçmiş çeşitli oyunlar üzerinden anlatılanlarla beraber ironiyle bol bol karşı karşıya kalırız. Hayal kırıklıkları, iç dünya, siyaset, hayatın anlamı, ümitsizlikler, kadınlar, aşklar daha nice konuya kitabın temas ettiğini görürüz.
Alışılmışın dışında bir kurgu olduğunu hemen anlıyoruz. Üç ayrı hikaye anlatılıyor.
1) Turgut Özben
2) Selim Işık
3) Tutunamayanlar
Selim Işık’ın olduğu kadar Turgut Özben’in hikayesi de sizi sarıyor. Özellikle Turgut Özben’in iç sesi olan Olric. Selim Işık karakterini farklı farklı kişilerin tanıklığından en sonda da kendi yazdığı günlüklerinden öğreniyoruz. O yüzden herkesin tanıdığı ve bildiği Selim Işık farklı oluyor. Ortaya tutunamayan bir Selim Işık çıkarken acaba intiharın peşine düşen Turgut Özben nasıl olacak?