·202 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Şubat 2021 21:04 "Ben buradayım sevgili okurum, sen neredesin?"
cümlesiyle bitiyor.
Aslında o kadar özetliyor ki bu cümle; döneminin çok çok ötesindeki üslubuyla, 8 adet psikolojik öyküden oluşan Oğuz Atay'ın yazmış olduğu 4. kitabı.
Füsun Alatlı şöyle bahsediyor;
Ekonomik koşullar, siyasal ortam, nesnel toplumsal olanaklar-olanaksızlıklar ne olursa olsun; toplum, Oğuz Atay'ın öykülediği kişileri, durumları, kişi'nin karşısavı olan toplum biçiminde etkilemektedir. O kadar doğru bir tespit.
Bu öykülerinde özel bir estetik tavırla nakış gibi işlenmiş gizli ironiler var ki bu da canım Oğuzcum Atayımın üslubu. Nerde okusam bu onun satırı dedirten biriciklikte.
Üç öyküsü mektup şeklinde ve her mektupta o mektuba ayrıcalıklı bir anlatış hakim, kimisi birinci ağızdan Korkuyu Beklerken gibi, kimisi de üçüncü.
Hele ki; 'Korkuyu Beklerken' öyküsü bugüne kadar okuduğum en iyi 3 öyküden biri olabilir. Keza 'babama mektup' öyküsünde gözlerim doldu,yüreğim kavruldu. Yanımda olsa da sarılabilsem, yalnızlığına bir nebze çare olabilsem dedirtti. Yazdıklarının ötesinde hissettirdiklerini anlatmakta aciz kalıyorum.
Yer yer otobiyografik unsurları da barındıran, eğer yaşasaydı yazacağı 'Türkiye'nin Ruhu' kitabı için verdiği sinyallerde canımdan parça koptu. Toplumsal eleştride, hicivlerindeki nüktedanlığı çok şahsına münhasır. Böyle bir değeri bu kadar erken kaybetmek. Ne acı.
Oğuz Atay okumakta geç kalmışlığıma üzülmüyorum, bazı kitaplar yaşında güzel. Seneler evvel okusam bu denli ruhuma işleyemezdi belki de.
İlk defa Oğuz Atay'la tanışacaklar için, tutunamayanlar'dan ziyade bu kitabı daha isabetli bir seçim olur. Kalemi anlaşılmak için okurdan çok emek isteyen bir yazar.
Bitirdikten sonra bir süre başka kitap okuyamamak da göze alınmalı.