Kitap okurları ikiye ayırmış durumda. Bir gurup ergenlik dönemine girmiş bir çocuğun karmaşık iç dünyasını boş ve fazla abartıldığını, bir diğer gurup ise ergenliğe girmiş bir çocuğun sevgiden yoksun kalması sonucu hayata hırçın davranmasının gençlerde toplumsal bir sorun olduğunu ve bunun sonucu kişilik çatışmalarının oluştuğunu dile getiriyor.
Kitabı ilk başta okurken bir ergenin şımarıklığı olarak düşünebilir, kullandığı argo dili itici bulabilirsiniz. Fakat hangimiz kullanmıyoruz ki? Kitapta ilerledikçe şunu görüyorsunuz ki kendini bir yere ait hissedememiş, benliğini sorgulayan, iç dünyasında savaşlar yaşayan bir çocuk var ve o çocuk bir çoğumuza çok yakın. Yardım eden ve onu anlayan kimsesi yok. Hatta belki de hala bazılarımız Holden gibi ergenlik dönemini başarılı bir şekilde atlatamayan, çocuk kalmış, sahte ruhlu insanlarız.
Bir yerlerde mutsuz ve umutsuz çocuklar görürseniz onları yaşama kazandırmak için elinizden geleni yapmalısınız.