Puan vermedi·158 syf.··
2021 3. kitabı
OKU(MA)YANLAR: “İnsanı ısıran ve sokan kitaplar okumalıyız, okuduğumuz kitap bir yumruk indirerek bizi uyandırmıyorsa ne işe yarar.” der Kafka. Bu kitap tam olarak böyle bir kitap. Geçmişin, günümüzün ve geleceğin en büyük sorunu olan açlık ile karşı karşıyayız. Bu sorunun insan fizyolojisi ve psikolojisi üzerinde oluşturduğu etkileri kitabın satırları arasında iliklerinize kadar hissedeceksiniz. İşin acı yanı kitapta anlatılan açlık hissiyatı bir kurgu değil bizzat yazarın aç kaldığı, para kazanamadığı dönemde yazılmış olması, yani bir nevi kitap için otobiyografik özellikler taşıyor diyebiliriz. Yazar gittiği her yayıncıdan kitap için red cevabı alır, en son yayınlayan yazı işlerinin müdürünün bizzat kendisi müsveddeleri beğendiği için değil, yazarın gözlerinde gördüğü sefaletten dolayı kitabı kabul ettiğini anlatır fakat kitap yayıncının düşüncesinin aksine büyük ün kazanır. Behçet Necatigil’in muazzam çevirisiyle gururu ile açlığı arasında kalan, her şeye rağmen idealist bir yazar olma hayaliyle yaşayan karakterimizin iç dünyasına girmek için bence bu kitabı okuyun. OKUYANLAR: Bu kitaba inceleme yapmak, yaparken tok olmak, yemek yiyebiliyor olmak veya sizin gibi okurken tok olmak bile kitabın en dibine inemeyişimizin en büyük sebebidir. İster istemez okurken insan empati yapmak istiyor, hatta kitabı okuyan kişilerde acıktım, midem kazındı gibi şeyler okudum. Hayır arkadaşım, sen acıkmadın kitaba uymak istediğin için acıkmak istedin, öyle hissetmek istedin ve kitabın kapağını kapattıktan sonra hatta kitabı okurken bir şeyler yiyebildin, bu nasıl empati? Yazar biz acıkalım diye mi yazdı bu kitabı? Hayır. Yazar bizden (bana göre) hayatı tanımamızı, sefaletin (maddi veya manevi) dibine batsak dahi gururumuzu kaybetmemizi istiyor. Karakter nasıl etin kemiğini sıyırıyorsa bizim de öyle hayatın bir yerinden kemiğini yakalayıp ısırmamızı, midemiz bulansa dahi devam etmemizi istiyor. Çünkü hayat devam ediyor, etmek zorunda. Gururlu bir karakterimiz var, gururundan kendisine uzatılan yardım ellerini kabul etmez, gururundan sokakta kaldığı zaman polislere evin anahtarını unuttum gazeteciyim der, kasaba gittiğinde utancından köpeğim için kemik istiyorum der kasap kemiği verince öyle şükran sevgisi yaşıyor ki kasap şaşırıyor. Bu kadar gurur iyi bir şey mi? Biraz olsun gururunu yenebilse karnını doyuramaz mıydı? Yazar bize yeri geldiğinde gururun bile bir sınırının olması gerektiğini mi söylüyor? Karakterimiz kasabın verdiği kemiği ücra bir köşede sıyırıyor, midesi almıyor yine sıyırıyor çünkü biliyor bir şekilde yemesi lazım. DEVAMI ALT YORUMDA. Açlıktan çenesi yorulana kadar talaş çiğner, yaprak yer, yerde gördüğü portakal kabuğunu yer, açlığını bastırsın diye dilinin altına taş koyar, parmağını ısırıp kendi kanını emer... Biz evde karnı tok, sırtı pek okurken nasıl anlayalım bu duyguları? Anlayamayız, anlayamazsınız. Artık rehine verebileceği şeylerle hayata tutunmaya çalışır bu şeyler ceketinin dört düğmesi olsa dahi. Yazar olma hayaliyle yazı yazarken mumu biter, ödünç mum istemek için bakkala gittiğinde bakkalcı başka müşterinin verdiği parayı o verdi sanarak para üstünü uzattığında açlığı gururuna ağır basar ve parayı kabul eder. Hemen karnını doyurmak için lokantaya koşar yemek sipariş verir fakat midesi o kadar çok açlığa alışmıştır ki yemeği kabul etmez. Bunda yemeği ödediği paranın kendisinin olmayışının etkisi var mıdır, bilinmez kitapta bu sorunun cevabı yok gibi. Yazar okura bırakmış bunun cevabını. Hayata tutunur, yine yazar, yine red edilir yine yazar, aç kalır ama aşık olur, bu aşk başarısız bir aşk olsa dahi bir şeyler yaşanır ve burada yazar bize hayatınız ne kadar kötüye giderse gitsin tutunun, zevk alacağınız şeyleri kaçırmayın der. Kitabın sonunda artık açlık ağır basar, yazarlık hayalini erteler ve bir gemiye tayfa olarak yazılır karakterimiz ve akıbeti ucu açık soru olarak bırakılır ama şahsi düşüncem açlığın dibinde dahi yazıyorsa gemiden kazandığı parayla yine yazacaktır.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
·
30 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.