"İtiraf ediyorum, kitap okumak kadar eğlenceli bir şey yokmuş! İnsan kitap okumak dışında her şeyden çabucak sıkılıveriyor. Kendime ait bir ev sahibi olduğumda, şöyle muazzam bir kütüphane edinmeyi başaramazsam kahrolurum."
OKU(MA)YANLAR:
Eser 1796-1797 tarihlerinde yazılmış olup sanırım dönemim kadın yazarla karşı tavırları sebebiyle ancak 1813’te yayımlanmıştır. Kitabın yazarı Jane Austen hiç evlilik yapmamasına rağmen evliliğe olan bakış açısı ve bu bakış açısını oluşturduğu karakterler üzerinden yansıtması takdire şayandır.
Yazıldığı dönem de kadınların sadece ev hayatı, balo gibi eğlence hayatı dışında bir yaşam biçimi olmaması sebebiyle eserlerinde hep kadınlara büyük yer vermiş ama bu düzeni o kadınların diliyle sık sık eleştirmiştir.
Gururun ve önyargının ilişkiler üzerinde nasıl bir etki yarattığını, gururun yeri geldiğinde iyi, yeri geldiğinde kötü etkilerini gözlemleyeceğiniz bu kitabı bence okuyun.
OKUYANLAR:
Öncelikle ismini bu kadar hak eden az kitap vardır bence, hem gururun hem önyargının bu kadar güzel işlenmesi okuyucuya büyük tad veriyor.
Darcy ve Elizabeth başlıca karakterlerimiz ve gurur ve önyargı en çok bu iki karakter üzerinden işleniyor. İlk olarak Darcy statü olarak kendi düzeyinde olmayan insanlara karşı büyük bir önyargı ve onlarla dans dahi edemeyecek kadar gururlu görüyor kendini. Sonrasında bu önyargıyı Elizabeth ile kırıyor, çünkü Elizabeth’in yaşadığı çevreye nazaran beklediğinden çok daha iyi kendini yetiştirmiş olması dikkatini çekiyor. Ablası hasta olduğu zaman toza, toprağa aldırmadan refakatçi olması, dış görünüşünü önemsemeden fedakarlık yapması önyargısını kırdığı dönüm noktalarından biri oluyor.
Elizabeth ise Wickham’ın anlattıkları ile Darcy’e karşı önyargı kazanıyor ve onu sevdiği halde evlilik teklifi ettiği zaman gururundan kabul etmiyor. Fakat gerçeği öğrendiği zaman önyargısını, gururunu kırıp mutluluğa adım atıyor.
Gururu ve önyargıyı kırınca mutlu bir evlilik kaçınılmaz oluyor karakterlerimiz için.
Kitapta en ilginç karakterlerden biri