OKU(MA)YANLAR:
Kitap, yazarın gençlik yıllarında bir süre tımarhanede geçirdiği dönemden izler taşıyor. Bu sebeple o duyguyu, hissi okuyucuya çok güzel yansıtıyor.
İsmiyle birlikte insanda daha çok ölümü, kasveti anlatılacağı çağrışımı uyandırıyor fakat aksine yaşama sevgisini, hayata tutunmayı anlatıyor.
Hayat tekdüze yaşanınca hayat mıdır? Monotonluk, yaşama kaygısı olmama, hedefsizlik intihar için yeterli midir? Her farklı olan deli midir? Deli olan farklı mıdır?Bu gibi soruların cevabını bize Veronika veriyor, sadece soru sormakla kalmayıp bizzat tecrübe ederek bize sunuyor.
Başarısız girişimlerin önümüzde yeni kapılar açtığını gözlemliyoruz birçok kez bu kitapta.
Ölmek ile yaşamak arasındaki ince çizgide Veronika’ya eşlik etmek istiyorsanız bence bu kitabı okuyun.
OKUYANLAR:
Ölmek...
Bu kelime üstüne söylenen, yazılan, okunan o kadar çok şey vardır ki. Sanırım her insanın hayatının bir çağında veya tüm yaşamı boyunca düşündüğü, kaygı duyduğu, istediği/istemediği herhangi bir şekilde etrafında dolaştığı bir durum. Zira her insan sadece doğmak ve ölmek konusunda eşit.
Unamuno’nun “Hayat bize birçok şey, ölümse daha çoğunu öğretir” sözü geldi aklıma okurken. Hayattan istediği şeyleri öğrenemeyen Veronika ölümden öğreniyor yaşamayı, sevmeyi...
Dışarıdan bakıldığında genç, güzel, iyi bir eğitim almış, refah bir yaşam süren Veronika’yı intihara sürükleyen neydi? Çevremizde intihar etmese bile böyle insanları çokça görürüz, yaşama hevesleri yoktur, hayattan tad almazlar. Çünkü o tadı veren meyveden yoksundurlar, nedir o meyve? Kimine göre aşk, kimine göre iş, kimine göre sadece yaşamak dürtüsü. O meyvenin ne olduğu önemli değil aslında, önemli olan o meyveyi aramak, bulmak ve yaşamak. Bir şekilde yaşamak.
Kitabın en güzel öğretilerinden biri deli kimdir sorusu oluyor.