Gönderi

Şubat Ayı Öykü Etkinliği (1-28 Şubat 2021)
SEN HANGİSİYDİN? Amerikalı bir kadınla konuşuyordu! Hem de ateşli ateşli! “Koş koş, annem senin komşuyla sohbet ediyor.” dedim kardeşime. “Yok artık, annem İngilizce mi biliyormuş?” dedi ve karşımızdaki manzarayı katıla katıla gülerek seyretmeye başladık. Bir müddet daha konuştular ve annemiz Amerikalı komşunun bahçesinden ayrılıp eve geldi. “Siz ne gülüp duruyorsunuz?” diyerek tuhaf tuhaf bize bakarken kendimizi tutamayıp bir kahkaha daha patlattık. “Sana gülmüyoruz anne.” diyecektik ki, “Siz kesin bana gülüyorsunuz.” deyip sorgulayan gözlerini üzerimize dikince, “Anne, ne konuşuyordun deminki kadınla?” dedim. Bunu derken karşısında ciddi bir tavır takınmak için çabalıyordum. Öyle uzun süreli şakalaşabileceğiniz insanlardan değildir. En ummadığın yerden haddini bildirir sana. “Ha, o mu? Kocası ölmüş, iki çocuğu varmış, yalnız başına yaşayıp gidiyormuş kadıncağız; yazık. Üstelik çocukları da başka ülkelere göç etmişler.” dediği anda kardeşimle birbirimize bakıp kaldık. “Anne, kadın Türkçe mi biliyor yoksa?” dedim saf saf. “Valla iyi kadın ama dil bilmiyor.” dedi. “Dil bilmiyor!” İşte bu defa kendimizi tutamayıp tekrar gülmeye başladık. “Anne, sen onun ülkesinde misafirsin, bu durumda dil bilmeyen niye o oluyormuş?” dediğimde, “Niye? Senin dilin dil değil mi? Kadın da Türkçe bilmiyor işte!” cevabıyla gülüşmelerimiz bıçak gibi kesildi. Öylece bakıp kaldık birbirimize. Hep böyleydi. Unuttuğumuz yerden bakmayı bilen, taviz vermeyen... Türlü maceralarla geçen tatilimizin dönüşünde uçakta kaybettim annemi. Yanlış duymadınız; uçağın içinde kaybettim. Bir kıtadan diğerine yapılan o bezdirici ve uzun yolculukta bazı insanlar ne güzel uyuyordu. Uyurken yol kendiliğinden bitiyordu. Bense o demir yığını kutunun içinde sıkıntıya gark olmuş yolculuklarda gözümü bile kırpamazdım. Aynı yol benim için beş katına çıkardı. Nasıl olduysa bir ara içim geçmiş. Bir baktım ki annem yanımda değil. Tuvalete gitti herhalde diye düşünüp genellikle sonunu getiremediğim filmlerden birini izlemeye başladım. Önümdeki minik ekranda film akıyor ama annem gelmiyordu. Kalktım tuvaletleri yokladım. Orada değildi. Uzun menzilli uçuşlarda kabin görevlilerinin dinlenmesi için odalar var diye duymuştum ama merak edip girmek istese bile almazlardı. Dolayısıyla bu koca kutunun içinde tuvaletler dışında bakacak yerim yoktu. Çaresizce koltuğuma dönüp beklemeye başladım. Biraz sonra yanında yabancı bir hostes eşliğinde geldi bizimki. “Your mother is very nice but I need for everyone to just stay seated.” gibi bir şeyler söyleyerek anneme gülümseyen, bana ise “İşin zor!” demek ister gibi bakan hostes uzaklaşınca, biraz da endişeden dolayı öfkemi yenemeyip “Çocuk gibisin anne, çok meraklandım. Nereye kayboldun sen?” dememle cevabı yapıştırdı. “Uçağın içinde nereye kaybolur insan? Cahil cahil konuşma! Geldim işte.” Hadi buyrun, onca eğitim alsam da annemin gözünde cahil olup çıkmıştım yine! Bir yandan da yüzünde, nereye kaybolduğunu merak ettiğimi bilip açıklamayarak beni kıvrandırmaktan keyif alan bir ifade vardı. Başka çarem mi vardı? Mecburen alttan alarak sırnaştım. “Allah aşkına söyle, neredeydin?” Business class bölümündeymiş! Bakmış koltuklardan çoğu boş, neymiş bu kadar para verip oturdukları koltuğun farkı diye tecrübe etmek istemiş. Portakal suyu ikram edip uğurlamışlar. Canlı bir Cem Yılmaz hikâyesi! Çok yaşa sen anne e mi... Bugün yemeğini yedirirken “Sen hangisiydin?” diye sordu. Kaşığı tutan elim titredi. Hızla unutuyor. En acısı da unuttuğunu fark ettiği zamanlardaki öfkenin isyanla karışarak gelip gözlerine yerleşmesi. “Benim anne, ilk göz ağrın. Biliyorum ki yakın bir zamanda beni tamamen unutacaksın. Olsun, yeter ki nefes almayı unutma. Ben seni aklım yetene kadar hatırlarım. O güzel başının içinde neler oluyor bilsem... Hâla o uçakta yan yana oturuyoruz belki de. Bilemiyorum ki, söyleyemiyorsun ki.”
··
84 Gösterim
9 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Business class ondan âlâ yolcu mu ağırlayacakmış sanki? Oh, iyi yapmış! Kaleminize sağlık Neşe hocam :)
Neşe
Gönderi Sahibi
Senin gibi insanlar hayatın güzel yüzü. Çok ihtiyacımız var sizlere. Yolun ve bahtın açık olsun. 🍀♥️
Elinize sağlık, bu ayın gizli temasının alzheimer olacağı belliydi zaten. Güzel bir öykü ama içerik olarak biraz kısa. Diliniz çok güzel Neşe hanım, okuması geliyor insanın..Burada yarım kalıyor ama o tat. Giriş var-anne tanıtımı , sonuç var.Yani o uçak hikayesi anekdotun ötesine geçmiyor ne yazık ki. İsterseniz biraz upraşla çok daha güzel şeyler çıkarırsınız gibi geliyor.
Neşe
Gönderi Sahibi
Erhan Bey tespitlerinizi haklı buluyorum. Zaten bu yönde beni hep eleştiriyorlar. Sanırım aceleci tavrım yazdıklarıma da yansıyor:) Örneğin, en yakın zamanda bu yazımı yeni baştan düzenleyerek işe başlayabilirim. “Diliniz çok güzel, insanın okuyası geliyor.” demişsiniz ya, sınıfta kırmızı kurdeleli nazar boncuğu almış öğrenci gibi hissettim. 🥰 Bu kadar paylaşımı okuyup değerlendirdiğiniz için teşekkür ederim. Yeni etkinliklerde görüşmek dileğiyle.
Sonunun böyle olacağını tahmin etmemiştim. O cümleden sonra ufak Bi yıkım yaşadım doğrusu, kaleminize sağlık. 🍀
Neşe
Gönderi Sahibi
Tıpkı hayat gibi, çoğu zaman sonun ne olacağı belirsiz. Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. 💐
En acısı da hayatı boyunca sana sevgiyle, kendinden bile esirgeyerek dolu dolu bakan gözler, donuk ve hissiz... Aşağıda Alzheimer hastası bir ressamın yıllara göre otoportre çizimleri var Neşe Hocam... i.hizliresim.com/MVkoX6.jpg Bu resme bakarken belleğimizin arka odasına kilitlediğimiz, yok saydığımız şeylerin gün gelip en belirgin çizgiyi oluşturabildiğini düşünmeden edemedim, belki de biz aslında bu son resim kadarız ama ilk resmi ciddiye almıyoruz, beğenmiyoruz... Öte yandan, insanın zamana olan hakimiyetini yitirmesi, onunla bütün ilmeklerini ızdırabının elleriyle çözmesi, çok hüzünlü... Tebessüm ettiğim, annenin sevecenliğini ve evladın acısını hissettiğim bir öyküydü Sevgili Neşe... Emeğiniz ve vaktiniz vefa bulsun. 🌹☘️
Neşe
Gönderi Sahibi
Paylaştığınız çizimler üzerine saatlerce konuşabilirdik. İncelerken ne çok yere götürdü beni bilseniz. Değer veren yüreğiniz dert görmesin Eylül Hanım. Biliyorum meşguliyetleriniz var ama yine de paylaşımlarımıza üşenmeden yazdığınız yorumlarla günümüze anlam kattığınızı bilin. Her satırınız değerli; tıpkı sizin gibi. Kıymetli vaktinizi benimle paylaştığınız ve yorumladığınız için çok teşekkür ederim. Aklımızı ve huzurumuzu koruyabildiğimiz daha nice zamanlarda karşılaşmak nasip olsun. Sevgilerimle. 🥰💐🥰💐
Aynı çıkmaz sokaklarda dolaşan biri olarak yüreğimi bırakıyorum ❤ 😘
Neşe
Gönderi Sahibi
O sokaklardan geçmek çok acı veriyor. Biliyorum, ne yapsak zor ama adımlarınızın yükü hafif olsun. Yüreğinize sağlık. ♥️💐
Reklam
O kadar keyifli başlayıp güldürürken aniden...:/ Yüreğine sağlık. ❤🌸
Neşe
Gönderi Sahibi
“Hoca Nasreddin gibi ağlayan, Bayburtlu Zihni gibi gülen” toplumun çocuklarıyız işte:) Teşekkür ederim Liliyar. 🥰💐