·68 syf.····Okunma: 05 Şubat 2021 19:27 Spoiler içerir.
Yazarın 1890'da kötü şöhretli Sakhalin hapishanesini ziyaret ettiği, hapishanedeki mahkumlarla anket yaptığı ve ilk elden tanık olduğu hapishanedeki deneyimlerinden derinden etkilendiği bilinmektedir. 1982 yılında ise çıkardığı bu kitabında o dönemin Rusyası üzerinden sınıf farkını, duyarsızlığı, bireyselliği, eşitsizliği, yabancılaşmayı ve daha birçok detayı işleyip toplum sorunlarını sorgulatıyor. Gerçek ve felsefe arasındaki çatışmayla, insanların kendi eylemsizliklerini meşrulaştırmak için gerçekliği nasıl entelektüelleştirdiğiyle o zamanın aydınlarına gönderme yapıp bu iki çelişkili fikri, Ivan Dmitritch ve Dr. Andrey Yefimitch ile kişileştirmiştir. Ivan Dmitritch oldukça gerçekçi biridir. Toplumda meydana gelen olumsuz olayları göz ardı edemez ve bunları düşünüp sanki kendi işlemişçesine bunlar yüzünden sürekli takip edildiğini düşünmektedir. Bundan dolayı da akıl hastanesine kapatılmıştır. Dr. Andrey Yefimitch ise akıl hastanesinde doktordur yani tabiri caizse bir aydındır ancak toplumun sorunlarına gözlerini kapatıp, zeki insanların asıl zekasının acıyı küçümsemekte olduğuna inanan biridir. Hal böyle iken bu iki karakter üzerinden toplumun sorunlarına duyarlı olanların deli, toplumun sorunlarına oralı bile olmayanların aydın olduğunu söyleyebiliriz. Ancak Dr. Andrey Yefimitch, Ivan Dmitritch ile konuştuktan sonra onunla konuşmayı çık sevmiştir ve hastaneye olan kayıtsızlığı azalıp daha çok hastaneye gitmeye başlar. Hastaneyi toplum olarak düşünürsek, artık topluma duyarlılığı artmaya başlamıştır ve ne yazık ki aydınlığını kaybedecektir. Zaten bir zaman sonra doktoru olduğu akıl hastanesinde kendini akıl hastası olarak bulur. Bu durumda bazı sorular kalıyor geriye. Akıl hastalığı ya da normallik nedir ve bu kavramların içi kimler tarafından doldurulmuştur?