Geçtiğimiz yıllarda (2018) de kaybettiğimiz Ursula Le Guin’in Mülksüzler adlı yapıtını herkes okumalı! Bilim kurgu severlerin ise kütüphanesinde muhakkak bulunmalı diye düşünüyorum.
Ursula K. Le Guin anarşi ile ilgili bir kitap yazsam nasıl olur diye düşündükten hemen sonra Mülksüzleri yazmaya karar vermiştir. Anarşist bir ütopya olan eseri bizlere sunmuştur.
Kitap bilgi birikiminin oldukça fazla olduğu Ursula Le Guin tarafından kurgulanmıştır. Bilgi dolu olması sebebiyle de bazı noktalarda okunması epey bir zorlaşabiliyor. O nedenle kitap 384 sayfa olmasına rağmen uzun bir sürede okumalı. Ancak yine de anlaşılabilir bir dile sahip elbette ki. Hayran olmamak elde değil.
Dünyanın en uzun yılı olarak adlandırılan 1968 kuşağına yakın bir zaman olan 1974 de yazılan eser her bilim kurgu hem de felsefi bir niteliktedir. Roman 13 bölümden oluşuyor.
Konusuna gelecek olursak eğer; Dünya ve ay gibi bir ilişkiye benzeyen Anarres ve Urras isimli birbirine tamamen zıt iki gezegende yaşanan olayları konu alıyor. Hikâye Shvek isimli bir Anarresli’nin Urras’a gidişiyle başlıyor.
Anarres adlı gezegen, Anarres Odo’cu anarşistlerin olduğu yani anarşizm ile yönetilen ve kimseni bir mülkiyet edinemediği, devletin olmadığı, kendine ait hiçbir eşyanın bulunmadığı hatta ve hatta evliliğin bile söz konusu olmadığı bir gezegendir. Devlet yok evet ancak toplumsal bir sorumluluk olan “Elalem ne der?” yasası sayesinde düzen sağlanıyor.
Urras ise devletçi ve kapitalistlerin yer aldığı bir gezegendir.
Toplumsal normları açıklayıcı bir dille bize aktaran Ursula Le Guin Mülksüzler romanı için “İkircikli Ütopya” ifadesini kullanıyor.
Mülksüzler yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Ardından “Dünyaya Orman Denir” ve “Yerdeniz Büyücüsü” okunmak için sırada bekliyor olacak. Mülksüzler