10/10
·159 syf.··
2021 9. kitabı
Es-selamu aleyküm kardeşlerim Muhteşem bir kitap yorumuyla geldim. Harika bir kitaptı. Harika olma sebebi aslında ders çıkarılası olduğu için. Çalıkuşu 'nun da yazarı olan Güntekin o zamanlara büyük bir ışık tutarak toplumun yapısını,zihniyetini, bakış açısını gözler önüne seriyor. Kitap tamamıyle ön yargı ile alakalı. Gelin biraz içeriğinden bahsedelim. Zehra, idealleri olan başarılı her öğrencisiyle ilgilenmeye çalışan bir öğretmendir. Tam bir kahraman gibi düşünün. Ancak bir eksikliği vardır acımak duygusu onda yoktur. Hata yapanı affetmez. İşte acımak duygusunu öğreniyor karakterimiz kitapta. Bir gün Zehra öğretmene, "babanız hasta, ölecek durumda ziyaret etmenizi istiyor" gelir. Ancak tepkisi "benim babam yok" olur. Fakat bunu uzun süre saklayamaz çünkü tepki koyup gitmemesi üzerine bir çağrı daha gelir "son kez görmek istiyor" diye. Artık tutamaz kendini gider. Fakat gittiğinde kendisine,annesine,anneanesine çok acılar çektirdiğini düşündüğü babası vefat etmiştir. Baba bile diyemediği adamı son kez görmesini isteyenlere karşı çıkar. Ondan geriye kalanların yer aldığı bir sandık bulur,açar ve içinde çokta kayda değer olmadığını düşündüğü eşyalar yer almaktadır. Ancak kilitli bir kutu vardır. Bu kutuyu kırarak açtığında içinde bir anı defteri bulur. Yıllarca babasından nefret eden bu sebeple herkese kimsesiz olduğunu söyleyen Zehra öğretmen babasını okuyarak tanır. Düşünsenize ne kadar acı bir durum. Babanızı tanımamak. Babası, kimsesiz biridir. Zorluklarla okuyarak memur olur. Başlarda ahlaklı, çalışkan,dürüst olan bu memurumuz bir süre sonra kullanılmışlığına dayanamarak baş kaldırır ve başka bir şehre sürülür. Bu şehirde çalıştığı yerde birinin fenalaşması üzerine onu eve götürür. Götürürken yolda adam ölür. Eve vardığında adamın kızı dikkatini çeker. Neyse aralarını geçeyim. Sahipsiz kalan adamın eşine, kızıyla evlenme teklifi eder. Zaten kimsesiz kalan anne kız kabul eder. Işte olaylar şimdi başlar. Kaynana, adamı çok gizli isleyerek her dediğini yapar,hastalıkları doyumsuzluktur. Durmadan isterler,başkalarıyla yarışırlar. Ne kadar da günümüz hastalığı olmaya devam ediyor değil mi? Adam baş edemez bitmeyen isteklerle borç batağına düşer. Hatta en sonunda karısı kendini hastalığa verir. İstanbul diye tutturur. Adam el mecbur tayinini bir şekilde aldırmaya çalışır. Bu süreçte düşer de düşer. Herkese dil uzatır yalvarır. Bir gün çok zengin biri olan Abdüssamed beyin yanına gider. Yardım ister. Adam ise artık ona dayanamaz ve anlatır her şeyi. "Senin kaynanan ve karın bu eşrafta kötü insanlar olarak bilinir. Hâlâ onları tanımamış olmana hayret ediyorum. Seni bitmek bilmez istekleriyle bir çukurun içi de boğuyorlar farkında değil misin. Hastalık yalan istanbula gitme derdindeler" der. Mürşit şaşırır. Fakat herşeyin farkına varır. Varır ama çok geç kalır. İstanbulda daha da bataklığa düşer yolsuzluğa başlar vs. İki kızı olur ilki aynı kaynanası ve karısı gibi olur kurtaramaz onu. Sefalet içindeyken yan komşuları adam ona iş verir Mürşit şaşırır çünkü iş anlamında kimsenin güvenemeyeceği biridir. Sonunda bunun da sebebi çıkar. Adam ile karısı birliktelik yaşıyorlarmış. Karısını boşamaya karar verir, o gün ise büyük kızı veremden ölür. Sonrasında bir kahvede otururken mektepten bir arkadaşı haline acır ve yapabileceği bir şey var mı diye sorar. Mürşitte küçük kızına yatılı okul bulup kaynanası ve karısı ile görüştürmemesini ister. Dediği gibi olur. Kızı babasını düşman bilir ama hayatını kurtarır. Kız bunların hepsini öğrendiğinde babasının ölüsünün yanına gidip ayaklarını öperek ağlar. Hayat bazen iyileri kötü gösterir. Ve insanlar cehennemin "daha yok mu" diyeceği gibidir. Aldıkça " daha yok mu " der... Vesselam...
Edebiyat
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma
·
20 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.