·360 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Şubat 2021 21:15 Yazacak o kadar çok şey var ki. Nasıl güzel bir kitapsın sen. Tekrar tekrar baştan okumak isterim. Yazarın kitapta sıkça Oğuz Atay' dan bahsetmesi Oğuz Atay hayranlığını sıkça gözler önüne seriyor.
Bu romanda iki ana karakterimiz var. Derdâ ve Derda.Biri kadın biri erkek.İkisi de on bir yaşında karşımıza çıkıyor ilk olarak. İsimlerinde sadece bir harf fark ediyor. Küçük bir detay bu. Onların arasındaki garip bağdan biri belki de.
Derdâ , annesi tarafından on bir yaşında para karşılığında, bir tarikat şeyhiyle evlendirilen bir kız çocuğu. Uzun yıllar şiddete ve tacize uğruyor, kocası tarafından. Okurken irkiliyor, rahatsızlık duyuyor, hatta belki utanç duyuyoruz. Bir insanın başına gelebilecek talihsizlikler, yaşananların ağırlığı bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Belki de insanlığımızdan utanıyoruz. Bu olayların yaşanması mümkün olduğu için, belki o kadar çok Derdâ var ki sesini duymadığımız... Çığlık atarken sesi kesilen, içine içine ağlayan, yanımızdan geçiyor belki ama biz bir türlü seslerini duyamıyoruz.
Kitabın ikinci kısmında bizi bolca tesadüfler bekliyor. On bir yaşındaki küçük Derda, ilk önce kulaktan duyma haberlerle yurda yerleştirilme korkusuyla ölmüş annesini kesip kimselere söylemeyerek günlerce tek tek gömüyor. Sonra Oğuz Atay'la tesadüfen tanışıyor. Onu anlamasa da hissediyor. Oğuz Atay'ın Tutanamayanlar' ıyla kendi hayatıyla bağ kuruyor.Onun da kendisi kadar yalnız ve mutsuz olduğuna inanıyor. Onu okudukça onun da diğer insanlardan farklı olduğunu, onların dışında kaldığını hissediyor. Yalnızlığını Oğuz Atay ile geçiriyor.
Daha fazla yazmak istemiyorum şiddetle okunmasını tavsiye ediyorum. Canım dostumun bana alıp tavsiye ettiği gibi...