·168 syf.····Okunma: 10 Şubat 2021 15:34 Benim Roma İmparatorluğuna karşı hususi bir hayranlığım var. Hukuk sistemleri, dönemine göre teknolojileri, mimarisi, edebiyatı ile tekâmül etmiş bir medeniyet. Roma’dan sonra gelen bütün devletler Roma olmaya çalışmıştır diye meşhur da bir laf var. Kitaba geçmeden önce Caesar hakkında bir kaç şey söylemek isterim .
Sezar M.Ö. 44 yılının 15 Martında senatoda bir grup senatör tarafından 35 bıçak darbesi ile öldürülmüş. Suikastı tertip edenler Cato, Cassius, Cicero ve manavi oğlu Brütüsün de aralarında bulunduğu “optimates” grubu.
Optimates denilen Romalı soylu ailelerin teşekkül ettirdiği bu grup Sezar’ın tanzim ettiği kanunların kendi aleyhlerine işleyeceğini görerek bu komployu tertip etmişler. Zaten Romanın kuruluşundan itibaren iktidarı elinde bulunduran bu grup Sezarın iktidara gelmesi ile birlikte ağır güç kaybına uğramış. Bu açıdan bakıldığında Sezar’ın devrimci bir tarafı da mevcut. Sezar’ın iktidara gelmesi ile birlikte pleblerin gücünün artması ve halkın iktidara daha fazla ortak olması onların derin sevgisini kazanmasına neden olmuş. Yani aslında olay Sezar’ın istibdadından bıkan cumhuriyetçi ve hürriyet aşığı bir grubun kalkışması değil tamamen iktidar üzerine bir savaş.
Jül Sezar, İngiliz ve dünya edebiyatının dev yazarı William Shakespeare ‘nin yazmış olduğu tragedyalarından birisidir. Eser ilk kez 1599 yılında yayınlanmış veya sahnelenmiş, daha sonra dünya edebiyatının en başlı yapıtlarından birisi olmuştur.
Jül Sezar adlı üç perdelik bu oyun William Shakespeare’nin Roma tarihi ile ilgili yazdığı üç oyundan biridir. William Shakespeare’nin Roma tarihi ile ilgili yazdığı diğer oyunlar ise Antonius ve Kleopatra ile Cornelaus Faciası’dır . Fakat Jül Sezar adlı yapıt Roma tarihi ile ilgili yazdığı üç oyun içerisinde en meşhur olan oyunu olmaktadır.(Alıntı)
Bu eser özellikle Marcus Antonius’un Sezar’ın cesedi başında okuduğu meşhur tiradı ( uzun söylevi) ile dikkati çekmiş, bu tiratta netleşen insanı duyguları ifade etmekteki başarısı ile çok çok beğenilmiştir. İmalar, kinayeler, düzü anlatırmış gibi eğriyi işaret eden; övermiş gibi yapıp, aslında tenkit eden bu tirat belagat ve hitap sanatının dünyadaki en iyi örneklerinden birisi olarak kabul edilmiştir.
Kitap Julius Caesar'in ölüm öncesi, ölüm esnası ve sonrasını ele almış. Bizim bildiğimiz tüm dünyada da bilinen o meşhur sözü "Sen de mi Brutus?" bu kitapta geçer. Bu söz gerçekten söylenmiş mi diye merak ettim araştırdım. Tarih kaynakları Caesar öldürülürken böyle bir ifadewi olmadığını söyler. Kaynaklar William Shakespeare tamamen tarihi bir olayı tiyatral bir ifadeyle bu cümleyi kurmuş deniliyor. İyi ki de yazmış böyle bir ifadeyi sen de mi Brutus?
Bu William Shakespeare' e ait okuduğum bilmem kaçıncı kitap. Gerçekten eserlerinin hem edebi yönü hem de anlatım yönü kuvvetli ayrıca eğlenceli ve keyif verici eserler. Diğer Tiyatro metinlerini de okumayı düşünüyorum. Hatta nasip olursa Tiyatroda izlemek isterim. Şimdiye kadar okuduğum eserlerde hep bir trajedi, entrika vardı. Belkide yaşadığı dönem öyle bir dönemdi.
Eserleri her çağda yeni yorumlara olanak veren Shakespeare 400 yıl boyunca gönderimde kalabilmiş bir yazar. Ona duyulan bu ilgiyi sürekli kılan nedir acaba? Bu soruyu hep sordum kendime. Bence kendince yaratığı karakterler, tartıştığı temalar, dönemine göre ele aldığı konular dil kullanımındaki ustalığı.
Keyifli okumalar diliyorum...