KEVİN CARTER’İN HAZİN SONU
10/10
·800 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2021 16:32
Mark Z. Danielewski’nin Yapraklar Evi’nde yer alan Navidson karakteri gerçek yaşamdan Kevin Carter’ın hikayesinden esinlenilerek yazılmıştır. Kevin Carter Güney Afrika iç savaşında fotomuhabiri olarak çalışan bir fotoğrafçıdır. Bu görevdeyken birkaç arkadaşıyla birlikte Bang-Bang Club isimli fotoğrafçılık kulübünü kurar. İç savaşın acı fotoğraflarını çeker. Fakat işler Carter için iyi gitmez. Önce para sıkıntısı çeker, daha sonra uyuşturucu kullandığı için çalıştığı gazeteden kovulur. Buradan sonra Carter Sudan’a geçer. İç savaşla birlikte gelen yoksulluğun fotoğraflarını çeker. Carter yine bir gün fotoğraf çekmeye çıkmıştır. Karşısında aniden küçük bir kız çocuğu belirir. Carter makinesini kıza doğrultur, gözünü vizöre dayar. Tam çekecekken kadraja bir oyuncu daha katılır. Bir akbaba. Akbaba kızın ölmesini beklemektedir. Carter açısını ayarlar, fotoğrafını çeker. Carter’ın fotoğrafı ona Pulitzer ödülünü kazandırır. Carter kariyerinde ciddi bir basamak atlamıştır. Fakat fotoğrafın şoku geçince insanlar sorular sormaya başlar. Fotoğraftaki kızın akıbeti ne oldu? Kızı birkaç kilometre ötedeki Birleşmiş Milletler yardım kampına götürdün mü? Yoksa akbaba kızı yedi mi ? Basın Carter’ı ciddi bir baskı altına almıştır. Aslında fotoğrafı çektikten sonra akbaba kaçmıştı. Fakat Carter kızı kampa götürmemiştir. Çünkü bu zamanlarda öldürücü ve bulaşıcı hastalıklar yaygın olduğu için fotoğrafçılar şiddetle kimseye dokunmamaları konusunda uyarılıyorlardı. Carter fotoğrafçı olarak görevini yerine getirdiğini söyler. Haklıydı da. Carter kendi sorunları ve üzerine gelen bu tramvaya dayanamadı. Arabasının egzozunu içeri vererek intihar etti. Carter intihar ederken “Walkman”i ile şarkı dinliyordu. Carter’ın fotoğrafı ile Sudan ve açlık sorunları tüm dünyanın dikkatini çekti. Ayrıca fotoğraf yardım kuruluşlarına ciddi yardım sağladı. Hiçbiri Carter’ı yaşama geri döndüremedi. Navidson ve ikiz kardeşi Tom’un hikayesi ile İncil’de geçen Ruccalla ikizleri Esav ve Yakup’un hikayesine benzeterek de bir parodi örneği sergilemiştir. Saldırganca ilk doğum hakkını isteyen sinek kaydı traşlı entelektüel Navidson’la Yakup’u ve “mankafalı bir su sığırı gibi hayattaki adımları ağır ağır atan, dağınık ve kısmen uyuşuk” Tom’la Esav’ı bir tutmuştur. Hikayenin sonunda tıpkı Navidson gibi Yakup da lanetlenmiş hayatının geri kalanı boyunca öz saygı sorunuyla mücadele etmiştir. Bu kitapta yalnızca izlek kopyalanarak parodi yapılmamıştır aynı zamanda bu kitapların; epigraflar kullanılarak, kimi zaman şiir tekniğine baş vurularak üslubu da pastiş yöntemiyle taklit edilmiştir. Bu kitapların dışında birçok farklı kitabında adı geçmiştir ancak bunların tamamını incelemek ayrı tez konusudur. Bu kitap deneysel edebiyat tarzında kaleme alınmıştır. Bu tarzın bir diğer adı da ergodik edebiyatır. Ergodik edebiyat (Yunanca çalışma ve yol kelimelerinden oluşmuş), okunması için gayret sarf edilmesi gereken kitaplar için kullanılan bir terimdir. Ergodik kitaplara Raymond Queneau’nun Yüz Bin Milyar Şiir kitabı örnek gösterilebilir. Romanda bu hikayenin sonu hariç geri kalm bölümünün, özüne hiç dokunulmamıştır; yanızca Kevin Carter ismi değiştirilerek isim Will Navidson olmuştur.
Edebiyat
Yapraklar EviMark Z. Danielewski · Monokl Yayınları · 2018228 okunma
·
297 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.