·80 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Şubat 2021 21:30 Ivan Sergeyeviç Turgeyev döneminin Avrupalı bakış açısına sahip tek Rus yazarı olarak anılır.
1982 yılında ölmeden önce kaleme aldığı son eseri Klara Miliç'tir.
Yakov Aratov ailesinin ölümünün ardından halası Platonida İvanovna'nın evine taşınır.
Aratov bilime - sanata önem veren, insanlardan uzak duran, yeni biriyle tanışmaya sıcak bakmayan hatta en iyi anlaştığı dostların kitapları olduğunu gören komşuları tarafından tuhaf bulunan bir kişiliktir.
Kupfer sosyal sorumluluk projeleri kapsamında edebiyat ve müzik dinletisi düzenleyen ve Aratov'un reel hayatındaki tek arkadaşıdır.
Kupfer yine bu projelerden birinde Aratov'un sanata olan ilgisini bildiği için ondan da bilet almasını rica ederken tiyatro salonunda fevkalade bir sesle tanıştıracağını söyler.
Aratov'un Klara Miliç ile tanışması bu şekilde gerçekleşir.
Klara Miliç bu tanışma sonrası hayatında ilk kez aşık olur ve bunu Aratov'a söylediği zaman gördüğü saygısız tavır karşısında kahrolur.
Bir tiyatro oyunu sırasında kendisini zehirleyerek sahnede intihar eder.
İntihar sonrası suçluluk duyan Aratov, bunun gizemi üzerine araştırmalara başlar ve o andan itibaren Miliç'in ruhunu odasında hissetmeye başlar.
Aratov, Miliç ile tanıştığında hoşlanmasa da olayları düşündüğü zaman kendi iç dünyasında yaşadığı çelişkiler, gördüğü halüsinasyonlar sonrası ona aşık olduğuna kanaat getirir.
Bir ölü, bir canlı olarak aşk yaşamaya başlarlar o andan itibaren odasından çıkmayı reddeden Aratov çok geçmeden halasının göz yaşlarını akıttığı kendisinin ise tebessüm içinde olduğu bir anda hayata gözlerini yumar.
Aratov'un her sayfa başı değişen, birbirine giren duyguları karşısında derin düşünceler içine girmeme sebep olan bu eser; "ölüm, yaşam, aşk ve acı olgularına dair yumuşak bir dille anlatıların olduğu, sürükleyici bir eserdir."
Sonunu merak ederek kendinizi kaptırıyorsunuz bir de bakmışsınız ki bitmiş.
Arka kapağına ulaştığımda kitabın duygu yorgunluğunu yüreğimde hissettim.
Okumanızı tavsiye ederim, keyifli okumalar...
Eser bittikten sonra insan kendi hayatı üzerine ciddi şekilde düşünmeye başlıyor, benim aklıma ilk gelen şu oldu; "insanlar elindekinin kıymetini, sevgisini neden onu kaybetmeden önce fark etmezler ki?"