Karanlık, soğuk, açlık, yorgunluk, sert coğrafya insanın derisini daha da sertleştirir. Kaslar gerilir ve gelişir. Ciğerlere çekilen buz gibi hava zihni uyandırırken göğüs kafesini genişletir, içeriden bir yanma hissi uyandırır. Sert kayalara bastıkça tabanı aşınan, yer yer derisi kalkan ayaklar daha da hissizleşir. Eksi yirmi derecelerde eldivenin çare etmediği eller nasır tutar, çatlamaya başlar. Değil tetik çekmek, kalem tutmanın bile can yaktığı o nasırlı eller kahramanlık destanı yazar. Gözlere çöken keskinlik, ruhun taşıdığı ateşi yansıtır… Bedenin her bir noktası demir gibi olup hissizleşirken bu çetin şartlar, vatan sevdası ile dolup taşan yürekleri esrarengiz bir şekilde sıcacık yapar. Daha nahif bir hâle getirir. Zorluğu çeken ruh, derinlerindeki güzellikleri ortaya çıkarır.
İşte bu zor şartlarda...
Devamı için millidusunce.com/hos-bir-seda