Puan vermedi·110 syf.····Okunma: 14 Şubat 2021 21:29 1957 yılında Nobel Edebiyat Ödülü alan yabancı kitabı varoluşculuk felsefini kitabında derinden hissettirmiş ve okuru düşünceye teşvik etmiştir.Kitapta yazarın ölüme karşı olan düşüncesi bunu gayet güzel açıklar."Herkes bilir ki hayat,yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir. Aslında otuz ya da yetmiş yaşında ölmenin önemli olmadığını bilmez değilim; çünkü her iki durumda da gayet doğal olarak başka erkeklerle başka kadınlar yine yaşayacaklar ve bu, binlerce yıl devam edecektir. Sözün kısası bundan daha doğal bir şey yoktur.Şimdi ya da 20 yıl sonra olsun,ölecek olan hep bendim. İnsan madem ölecektir bunun ne zaman ve nerede olduğunun pek önemi yoktur." böyle düşünen bir adam annesinin ölümü karşısında verdiği "hissizlik" ve hayata karşı "yabancı" oluşu insanlar tarafından garip karşılanır. Karakter sırf toplumun benimsediği değerlere uymadığı için ve bir olay karşısında diğer insanlarla aynı tepki vermediği için yargılanır. İşlediği bir suç yüzünden mahkemeye çıkan adam işlediği suçtan değil annesinin ölümüne üzülmediği için idam cezası ile yargılanırken bize, acaba herkes aynı hislere mi sahip olmalı diye sorgulamaya yöneltiyor.