Puan vermedi·112 syf.····Okunma: 16 Şubat 2021 22:17 “Arkamdan bir şehir kaçıyor. Dizlerimde bir kerpeten. Hastalık ve tabiat. Çamların arasında beyazlıklar. Bünye! Bünye! Sizin için her şeyden evvel bu. Evimizin sokak kapısı önünde çocuklar, birdenbire keskin bir çığlık. Daha sabredelim mi? Yengemin Paşa'ya uzattığı çanta ve Paşa'nın
bana elini uzatırken yüzündeki şefkatin arkasına gizlenen istihfaf, istihza, nefret, hâkimiyet, mum ışığının sallantıları arasında uzanıp kısalan bir boy. Canlı, hareketli gözler, simsiyah ve hareketsiz. Uyuyamadım, diyor, ben de uyuya-
madım, sen niçin uyuyamadın? Ben bir şeyler düşündüm, ben de bir seyler. Gömleğinin üstünde bir şal... Arkamda
açık duran balkon kapısından hafif bir rüzgâr giriyor. Hani benim kitaplarım? Çırılçıplak, sapsarı, upuzun bir vücut. Yanakları çökmüş ve traşı gelmiş. Horatio! Bana bir şey
söyle! Ne söyleyeyim efendimiz?” Hasta bir bireyin iç dünyasını anlatan bu romanda bilinç akışına ait çok güzel bir örnek.