Tıkanma, bence cevabı olmayan bir soruyla ilgili. Ben neyim sorusu. Birine kendimizi anlatmamız gerektiğinde, şunu severim, şunu yaparım dememiz bizi tanımlıyor mu? Ben şunu yapmayı severim demek basit, ama gerçekten seviyor muyum diye sorduğunuzda çıkışı olmayan bir sorgu odasına girmiyor musunuz? Aslında bunu yaparken sıkılıyor olabilirsiniz, belki mecburiyetten, belki de yapacak daha iyi bir şeyiniz olmadığından yapıyorsunuz. Şunu anlatmaya çalışıyorum, gerçekten kim olduğumuzu bilemiyoruz bence. Bu yüzden insanlar hikayelere inanmak istiyor, kendilerini tanımlayan hikayelere. Ben Allahın kuluyum, ben şu topluluğun üyesiyim vs. Kendini bir şeyin parçası olarak görmek istemeyenler bile kendilerine inanılacak başka hikayeler arıyor. Misal topluma karşı anarşistim, ateistim(ki bu da bir çeşit bir topluluğa aidiyet ihtiyacı) hatta ben sosyopatım, şizofrenim, bu yüzden farklıyım vs vs. Kimliğimizden emin olmadığımızda, boşluğa düştüğümüzde bile bir imajımız olsun istiyoruz, depresif imajı misal. Bunlara çok denk geldim.
Her neyse işte, bir kimlik arıyoruz, yaşadığımızın teminatı, hayatımızın bir anlamı olduğunu hissetmek istiyoruz. Ama asla ne olduğumuzu bilemeyeceğiz. Toplumdaki ben mi benim, yalnızken ki ben mi, şurdaki ben mi yoksa buradaki mi? Ben bilmiyorum. Victor Mancini de bilmiyor. Poposuna bir maymun tarafından kestaneler sokulan tarzan olmak istiyor. Çünkü o orada, o bir şey, o var. Ben buyum diyebiliyor ve hiçbir şey umurunda değil. Victor Mancini kendisini seks bağımlısı olarak tanımlıyordu, insanları kandırarak onlardan faydalanan biri olarak. Toplum tarafından kötü diye nitelenen biriydi. Hayatına Paige Marshall girince her şey değişmeye başladı. Ona Isa nın sünnet derisinden doğduğunu söyledi. Victor'un sahip olduğu benlik, içinde yaşadığı dünya yıkılmaya başladı. Temelleri zayıftı çünkü. Gerçekten de olduğumuzu sandığımız kişi, içinde yaşadığımız gerçekliğin yıkılması bu kadar kolay olabilir. Her şey yıkılınca yeni bir gerçeklik isteriz, her şeye inanabiliriz. Victor önce reddediyor, sahip olduğu şeylerden vazgeçmek istemiyor. Bu yüzden kendine sürekli İsa ne yapmazdı? Diye soruyor. Ama Paige Marshall Isa'nın oğlu olduğu fikrini poposuna tıkamaya başladı bile. Bir süre sonra kendini kötü diye tanımlayan Victor yerine doğuştan iyi Victor geliyor. Gerçekliği değişiveriyor. Aslında insanları boğulma numarasıyla kandırmıyordu, insanlara kendilerini kahraman gibi hissettirip hayatlarını değiştiriyordu. Aslında toplumun, Paige Marshall'ın Victor'a sokuşturduğu kimlikler onu tıkıyor, boğuyor.
İsa'nın klonu olduğuna inanmaya başladıktan sonra annesini öldürüyor. Koruyucu içeren pudingleri zorla yedirince annesi ölüyor. Sanırım Chuck Palahniuk anneciğe kendi fikirlerini söyletiyor. Başkalarının senin ne olduğuna karar vermesine izin verme tarzı bir sürü öğüt veriyordu Victor'a. İsa olduğuna inanınca da annesini, yani fikirlerini öldürmüş oldu. Vs vs bu da işin fantezisi.
Her neyse, Victor işini de, annesini de, Isa kimliğini de kaybedince boşluğa düşüyor. Her şeyi yıkılmış durumda, bir nevi nirvana da. Son kez kendini boğmaya çalışıyor, bu kez ölmek için. Ama kurtarıyorlar, bağırsaklarındaki boktan, tıkanmadan kurtuluyor bu kez. Poposuna tıkılan kimlikleri sıçıyor. Bir nevi yeniden doğuş.
Son sayfalar
Paige'le birbirimize bakıyoruz. Gerçekte kim olduğumuzu bilerek bakıyoruz. İlk kez.
Hayatımızın geri kalanını, dünyanın bize kim olduğumuzu söylemesine izin vererek geçirebiliriz. Akıllı veya deli. Aziz veya seks bağımlısı. Kahraman veya kurban. Tarihe bırakırız, iyi mi yoksa kötü mü olduğumuzu söylemeyi.
Geçmişimizin geleceğimizi belirlemesine izin verebiliriz.
Ya da kendi adımıza karar verebiliriz.
Ve belki de bizim işimiz daha iyi bir şey icat etmektir.
Çok acayip ama Amerika'ya ilk göç eden Çilekeşler olarak buradayız; kendi alternatif gerçekliğimizi yaratmaya çalışan zamanımızın delileriyiz. Taşlardan ve kaostan bir dünya yaratmaya çalışan.
Sonuç ne olacak, bilmiyorum.
Onca koşuşturmadan sonra, vardığımız nokta gecenin köründe, bir hiçliğin ortası.
Ve belki de bilmek önemli değildir.
Şu anda durduğumuz yere, karanlıktaki yıkıntıların arasına kurmaya çalıştığımız şey herhangi bir şey olabilir.
Fight Club'taki gibi burada da yeniden doğmak için önce yıkılmak, dibe vurmak gerektiğini söylüyor.