Kitap farklı farklı hikayelerden oluşuyor. Aralarında bir hikaye "Baran'ın Beşiği" için güzel şeyler söylenilebilir. Dil olarak çok eksik ki bu okumayı oldukça güçleştiriyor. Tüm hikayelerde çok uzun paragraflar var, buna rağmen iki tanesi hariç çok kısa hikayeler. Çoğu betimleme yersiz ve uzun adeta bir roman havasında verilmiş. Oysa olay örgüsü çok kısıtlı ve durum barındırmıyor. Tabi birkaç yerde güzel bir şekilde verilmiş yerler de var.
Hikayeler ekseriyetle aşk temasıyla bağdaştırılmış ve çoğu aslında günlük hayatta yaşanılan hoşlantı duygusundan ibaretken, hikayelerin büyük bir kısmını kapsıyor. Hikaye sonlarında, yine "Baran'ın Beşiği" hariç, suni bir çarpıcılık göze batıyor.
Bir iki hikayede göze çarpan "lan, ulan" gibi söylemlere sıkça tekrar edilmiş. Bunlar her ne kadar içten verilmeye çalışılsa dahi metinde rahatsız edici unsurlar olarak göze çarpıyor. Mizahi bir dilin yakalamaya çalışıldığı bölümde yer alsa da mizahi açıdan eksik kaldığını söyleyebilirim.
Yazarın, aslında bir yazar olmadığı, siyasetçi olduğu göz önünde bulundurulursa mazur görülebilir. Ancak bu sefer de içerik olarak esaslı bir eser bulmadım.
Elinize aldığınızda Kader Kuyusu gibi ustaca yazılmış bir eser bulmayı beklemeyin. Böyle bir vaad yok tabi ortada.