·824 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Şubat 2021 16:49 Ne yazsam nereden başlasam yine bilemiyorum. Aslında zaten bu kitaba yorum yazmayı pek düşünmüyordum. Çünkü kitap çok popüler ve zaten çok fazla yorum yazılmış hakkında. Ama hem okuduğum en uzun kitap olduğu için hem de yazmazsam çok içimde kalacağını fark ettiğim için bir şeyler yazayım dedim :)
Öncelikle bu yorumumu kitabı okumayı düşünen biri görürse diye söyleyeyim: eğer kitabı alsam mı almasam mı diye düşünüp birilerinin çok sevdiğini görünce dur alayım, sonra kötü yorumları görünce aman yok almayayım diyen biriysen (benim gibi) ve bu türü de seviyorsan bence kesinlikle şans vermen gereken bir kitap. Ya da aşk üçgenlerini sevmeyen biriysen (yine benim gibi) kitabın bundan çok daha fazlası olduğunu bil.
Yorumumu kısım kısım yazacağım sonuçta kitap 823 sayfa :)
Yaklaşık 200 sayfa gayet akıcıydı ama biraz endişeliydim açıkçası. Evet, severek okuyordum ama çok bir şey olmamış gibiydi ve insanların bu kadar sevdiği ne olmuş olabilir diye düşünüyordum ki kitap tam oralarda başladı. Açlık, soğuk, Alexander'ın eve yemek getirmeye çalışması... Tamam buralardan daha fazla bahsedemeyeceğim yine aklıma geliyor yine duygulanıyorum
Yaklaşık 200 sayfa bu şekilde ilerliyor ve kitabın ilk yarısı bitiyor. Birisi kitap hakkında yorum yazarken hiç uyarı vermeden çok önemli bir şeyin spoilerını verdiği için ilk yarının sonunu biraz canım sıkkın okudum açıkçası.
Sonrasında ise benim birazcık kitaptan uzaklaştığım kısım geliyor. 520-640 arası (evet sayfa sayılarını aklımda tuttum) kitabın önceki kısımlarına göre çok durgundu. Bu nedenle o arada birazcık sıkıldım açıkçası. Tabii bunun benimle de ilgisi var, tam o sayfaları okurken hiçbir şey yapmak istemiyordum çünkü.
Sonrasında kitabımız tekrar eski temposuna kavuşuyor ve son 50 sayfa geliyor. O sıkıldığım kısımlar yüzünden kitaptan bir puan kıracaktım aslında ama son 50 sayfa için bir 10 puan daha verilse verirdim herhalde. Sadece son 50 sayfa icin bile okunmayı hak eden bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Birazcık da karakterlerden bahsedeyim. Kitapta açık ara en sevdiğim karakter Tatyana oldu. Herkesin sürekli Tatyana'ya çocuk gibi demesine sinir oldum çünkü kitaptaki en olgun karakterdi bence.
Alexander'ı sevmeye ise 555. sayfada başladım. Kendisinden hiç hoşlanmıyordum, hatta arkadaşıma sürekli mesaj atıyordum o da sinirleniyordu dkwhndkwb ama sonradan ona da hak verdim biraz.
Daşa hakkında ne desem bilemiyorum. Başlarda ona çok üzülüyordum. Sonra bir kısımda aşırı sinirimi bozdu ama sonradan tekrar üzüldüm. Kimse böyle bir şeyi hak etmiyor bence.
Dimitri kesinlikle hakkında konuşulmayı hak eden biri değil ama iki üç bir şey diyeyim. Başlarda Dimitri'nin gereksiz yere kötü gösterilen biri olduğunu düşünüyordum. Hani birisi ana karakterimizden hoşlanır, sonra ana karakterimiz alakasız bir şekilde ondan nefret eder ve onu kötü gösterir. Ben böyle bir şey olacağını sanmıştım ama Dimitri okuduğum en sinir bozucu, en kötü kalpli karakterlerden biriydi.
Yine de kitap Dimitri'ye rağmen çok güzeldi. Tatyana ve Alexander'ın ilişkisi çok güzeldi. Okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum kesinlikle.
Not: 747.sayfa kitabın en güzel sayfasıydı sanırım:) 748 de aynı şekilde.