·672 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Şubat 2021 09:25 Dünya klasikleri diyince akla ilk gelen kitaplardan, sadece adıyla bile ağırlığını hissettiren kitaplardan biri olan suç ve cezayı yeni bitirdim ve kitap üzerine bazı hislerimi, fikirlerimi belirtmek adına bu yazıyı yazıyorum.(Spoiler verilmemiştir)
Suç ve Ceza son zamanlarda okuduğum en etkileyici, derin ve akıcı kitaplardan birisi oldu. Bunun pek çok sebebi var elbette ve bunlardan sıra sıra bahsedeceğim.
Öncelikle Suç ve Cezada beni çok etkileyen etkenlerden birisi kitaptaki ana düşünce/felsefe ve aralarda verilen yan düşüncelerin/felsefelerin ağırlığı ve etkileyiciliği oldu. Kitaptaki ana düşünce tarihten pek çok olayla,kişiyle örneklendiriliyor ve insanı yoğun bir düşünmeye,sorgulamaya itiyor. Kitabın ana düşüncesinin önemli olmasının sebeplerinden biri de ölümsüz bir konu olmasından kaynaklanıyor. Tarihte antik yunandan bugüne tartışılmakta olan(Gorgias kitabında da görüyoruz) ve güncelliğini asla yitirmeyecek olan suç ve ceza kavramları bu ana düşüncenin temelini oluşturuyor.(Spoiler vermemek adına bu ana düşünceden çok bahsetmeyeceğim)
Tabii Suç ve Ceza kavramlarının önemli olduğu kadar nasıl işlendiği de çok önemli. Zaten kitabı eşsiz yapan, bu kadar önemli yapan unsurlardan birisi de bu kavramların nasıl işlendiği. Suç ve Ceza kavramları yani kitapta baş karakterin işlediği suç hem çevresel etkenlerin kişilere etkisi hem de kişinin kendi içsel sorgulamaları ele alınarak işleniyor özellikle suçun psikolojik tarafı çok derin bir şekilde ele alınıyor ve hissettiriliyor bu da kitabı diğer kitaplardan ayıran en önemli özelliklerden birisi çünkü genelde suçlar çevre etkenine, fiziksel koşullara bağlanıyor ve psikolojik boyutları göz ardı ediliyor ki kitapta bu da çok güzel bir şekilde eleştiriliyor. Onun haricinde kitapta beni en çok etkileyen unsurlardan birisi ise karakterlerin sağlamlığı ve anlamı oldu. Her bir karakter ilgi uyandırıcı, üzerine düşünelesi çünkü(Kitabın bazı incelemelerine baktığımda fark ettim ki) her bir karakter aslında bir kavramı temsil ediyor örneğin birisi vefayı,dostluğu,aklı birisi ahlakı, hayatında ne kadar haksızlığa uğrarsa uğrasın her türlü kötülüğe karşı durmayı birisi kendini beğenmişliği,kibri,kötülüğü birisi hedonistliği,iradesizliği... Yani karakterler insanın kafasında çok güzel canlanıyor ve insanı çok etkiliyor diyebilirim.
Bir başka unsur kuşkusuz baş karakter. Dostoyevski baş karakterin duygu durumunu, iç sorgulamalarını, hayata ve insanlara bakış açısını öyle güzel anlatıyor ki gerçekten insana hissettiriyor. Mesela baş karakterin insanlara bakış açılarından bazıları benim kendi hissettiğim ancak kafamda netleştiremediğim,cümleye dökemediğim duygularıma tercüman oldu diyebilirim ki bunlar gün içinde bol bol aklıma geldi zaten.
Kitabın diğer bir yönü ise çok akıcıydı. Aslında ana fikrinin ağır olması, üzerine çok düşünülmesi gereken bir kitap olmasının yanında çok akıcı ve kendini okutan bir kitaptı gerçekten ve bu beni biraz şaşırttı açıkçası. Son zamanlarda okuduğum(Son 6-7 aydır) en akıcı 2 kitaptan birisiydi.
Bunun haricinde dostoyevskinin kitabı yazdığı yıllarda yoksulluk,yalnızlık içinde olması ve çok zor kararlar almak zorunda olması da baş karakter ile aralarındaki ilişkiyi gösteriyor ki kitabı yazdığı yıllarda dostoyevskinin oturduğu yer ile baş karakterin kitapta oturduğu yerler çok yakın. Yani yazar kitabı yazarken kendi duygularını, hislerini, hayata dair gözlemlerini de aktarmış desem çok yanlış olmaz sanıyorum tabii bu da çok ayrı bir öneme sahip.
Son zamanlarda okuduğum en etkileyici kitaplardan birisiydi, üzerine daha yazmak isterim ancak ne kadar yazsam eksik kalıcak bu yüzden şimdilik bu kadar yeter diye düşünüyorum. Herkese okumasını tavsiye ederim akıcılığı olsun derinliği olsun hissiyatı olsun önemli bir kitaptı...