“1970 yılında, Bitlis-Malatya demiryolundaki zamansız sancılarla Muş Devlet Hastanesi'nde doğmuşum. Değişik Anadolu beldelerinde büyüdüm. İstanbul'da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde 8 yıl uğraştan sonra, henüz 4. sınıfta debelendiğimi fark edip, vazgeçtim. Hâlâ bana uygun işi, mekanı ve insanları arıyorum.” yazıyor, Eroin Güncesi kitabında hemen altında da eroinman olduğunu hiç çekinmeden dile getiriyor Kanat Güner. Hatta, Hürriyet Gazetesinde yayınlanan röportajında, paçavraya dönen kollarında iğne vuracak yer kalmadığını, “Kaza geçirsem, kolumda serum takacak yer bulamayacaklar.” şeklinde esprili sözlerle dile getiriyor...
Yer yer günlüğü andıran bu kitapta çokça cesur itirafları var Kanat ablamızın. Çünkü kitabın baş kahramanı bizzat kendisi. o nedenle lafı evirip çevirmiyor, olduğu gibi anlatıyor. Hatta yakın arkadaşlarından Soner'in adına “H” dediği uyuşturucudan öldüğünü ve onun ölümüyle “H” den nefret ettiğini söylüyor. Hemen ardından ise bazı aşkların nefretle başladığına dem vuruyor...
Yerli Van Gogh şeklinde bahsettiği Ali Kemal'in altın vuruş yaptığı ve ölümüne mâl olan uyuşturucuyu kendisinin hazırladığını hiç çekinmeden yazmış ve çok geçmeden de sırayı kendisine getirmiştir. Çünkü son sayfasında da söylediği gibi, hayal kurmak, çamaşır suyu içmekten zordu.
Bu arada böyle bir kitabı zor da olsa kitaplığıma koyabildiğim için çok mutluyum.