KEMAL TAHİR´DEN İLK GERÇEK ANADOLU ROMANI “SAĞIRDERE”
8/10
·311 syf.··
2021 3. kitabı
1920´li yıllardan başlayıp Cumhuriyet Dönemini de kapsayan “Toplumcu Gerçekçi” yazarlar eserlerinde yabancılıktan kurtulmuş ve tamamen Anadolu´ya yönelmiştir. Anadolu insanının gerçeğini, toplumsal değişim ile yaşadıkları acıları bu romanlarda işlenmiştir. Bu tür eserlerde ideoloji ön plandadır. Sanatçılar özellikle Marksist düşünceleri benimsemişler ve eserlerini bu konu doğrultusunda işlemişlerdir. Marksist eleştiride bulunan sanatçılarımız, sanatsal eleştirilerini toplumun ekonomik yapısına değinerek vurgulamaktadır. 1950´li yıllarda Köy Enstitüsünden yetişen yazarlarımızın çabası ile köy olgusu daha da gerçekçi ve doğal bir şekilde ele alınmaya çalışılmıştır. Özü yansıtmak isteyen sanatçılar yabancılıktan bu şekilde uzaklaşmış ve kendilerini tamamen Anadolu´ya yönelmişlerdir. Yönelişin en önemli simalarından biri ise Kemal Tahir´dir. Kemal Tahir, Türk toplumunun temel özelliklerini ve gerçeklerini eserlerinde yorumlayıp işlemektedir. Tüm gerçekçiliği ile sorunları işlemeyi kendisine prensip edinmiştir. Kemal Tahir´in Marksist ideoloji ile tanışması ise Çankırı Cezaevinde samimi olduğu Nazım Hikmet sayesinde olmuştur. Kemal Tahir, bu tanışma sonrası Türk Toplumunu tarihini ve değerlerini ele alarak sanatını Marksist görüş çerçevesinde işlemiştir. Özellikle köy ile kentin arasındaki farklıkları ve bozuk toplum düzenini işleyen en önemli sanatçılarımızdan biri olmayı başarmıştır. “ Sağırdere” romanının, “ İlk gerçek Anadolu romanı” olarak görülmesinin en büyük sebebi bu özelliklere sahip olmasıdır. Kemal Tahir, romanın ana karakteri olan Kulaksızın Mustafa karakterini Marksist bakış açısı ile bizlere sunmaktadır. Aşırıya kaçmayarak tüm gerçekliği ve doğallığı ile konuyu ele almaya çalışması bu romanın İlk gerçek Anadolu romanı olarak nitelendirilmesine sebep olmuş diyebiliriz. Sağırdere romanı iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümün adı Düğün, ikinci bölümün adı Gurbet´tir. Bölüm adlarından anlaşılacağı üzere köyden kente göçün gerçekleşeceği malumdur. Birinci bölüm Yamören köyünde, ikinci bölüm ise Ankara´da geçmektedir. Kemal Tahir, Yamören köyünü tipik bir Anadolu köyü olarak betimler. Kemal Tahir, Mustafa karakterini acıları yaşayacak karakter olarak seçmiş ve yaşadığı göçü ise içini doldurduğu drama bağlamıştır. Bir diğer önemli karakter olan Vahit adlı karakter ise Mustafa karakteri ile birbirini tamamlayan ikili olarak gösterilmektedir. Çok yakın arkadaş olan bu ikili özellikle beraber çektikleri sıkıntılar ile bütün olmuşlardır. Vahit karakterinin boğun eğmez tavırları ise Kemal Tahir´in karaktere yüklemiş olduğu önemli bir roldür. Ezenin yanında bir de ezilenin hakkını savunan bir rol modelin bulunduğu “Toplumcu Gerçekçi” romanlarda sanatçı bu rol modeller aracılığıyla okurlara mesaj vermektedir. Bozuk giden düzene karşı çıkan ve boyun eğmeyen bu rol modeller baş karakter bazen baş karakter olmazlar ancak onların yeri konunun işlenişi bakımından çok önemlidir. Vahit karakterinin yeri tam olarak yozlaşmalara ve haksızlığa karşı duran tip olarak ele alınmaktadır. Karısı olduğu halde ikinciyi düşünen Jandarma Nail´i sömürgeci olarak yansıtılmaktadır. Yazar, Jandarma Nail´in karşısına ise hep Vahit´i çıkartır. Kemal Tahir, toplumsal gerçekliği göz önünde bulundurarak ona uygun tipler oluşturmuştur. Oluşturduğu tiplere kendi idealine göre yorumlamış ve yansıtmıştır. Gerçekliğe uygun ve ideolojisine uygun tipleri çıkartıp bu tiplerin simgelediği gerçeklik üzerinden hikâyeyi daha da başarılı kılmaktadır. Kemal Tahir´e göre, bir toplumun gerek tarihini gerekse bugününü gerçekçi bir şekilde işlemek gerekmektedir. Kemal Tahir, bu romanında da bu gerçekliğin dışına çıkmamış, maddi ve manevi zorlukları bu gerçeklik doğrultusunda vurgulamıştır. Mekânı çok iyi betimleyerek anlatan yazar mekân değişimi ile birlikte değişen olayları tüm gerçekliği ile anlatmaktadır. Karakterlerin Ankara´ya göç etmesi sonucunda bir sınıf farkına değinilir. Karakterler bu sınıf farkını kaldırmak için çalışmaya koyulurlar ve bunun sonucunda da ortaya büyük şehrin zorlukları ile mücadele etmek zorunda kalırlar. Özellikle Mustafa karakteri, ekmeğini taştan çıkartan diğer bir tabir ile üreten birey olarak mücadelesini verir. Bu özelliği Mustafa´nın duyarlı bir birey olmasını sağlamaktadır. Mustafa, sahip olduğu bu duyar sayesinde artık köylü Mustafa olarak gittiği büyük şehirde Mustafa Usta olarak köyüne dönmeyi başarmış ve kendisini geliştirerek yeni bir kimlik kazanmıştır. Kemal Tahir´in örnek oluşturduğu örnek tiplerin en başında gelen ve baş karakter olan Mustafa karakterinin acı çekerek başladığı bu yoldan dönmeyerek, pes etmeyerek, alın teri ile nasıl bu noktalara geldiğini tüm gerçekliği ile anlatmış ve oluşturduğu bu ideal tipi bizlere tüm mükemmelliği ile anlatmaktadır. Kemal Tahir, Marksist ideolojiyi bu romanında Mustafa karakteri üzerinden kusursuz bir şekilde işlemiş ve tüm olumsuzlukları bize tüm gerçekleri ile anlatmıştır. Yazar, felsefesi gereğince önemli görüşler ortaya koymuş ve bu yöndeki tutumunu gerek gerçek hayatta, gerekse sanat anlayışında savunmuştur. İlk gerçek Anadolu romanı olarak kabul edilmesi, köy romanı olarak verilen ilk eser olmadığı halde ilk olarak kabul edilmesi edebiyatımızda bu eserinin ne kadar önemli olduğunun kanıtı niteliğindedir. Nazım Hikmet´in de belirttiği gibi Sağırdere romanı en taze, en gerçek roman olarak edebiyatımızda yerini koruyacaktır ve korumaya devam edecektir. Kemal Tahir, Marksist ideolojiyi uygulamış olduğu bu eserde eleştirisini Mustafa karakteri çevresinde çok iyi işlemiş ve edebiyatımıza yeni bir gerçeklik kazandırmayı başarmıştır.
SağırdereKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20061,019 okunma
·
115 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.