Puan vermedi·540 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Mart 2021 16:06 Bu romanda Seyit ‘in kendisiyle hesaplaşması asla bitmedi ve bitmeyecek. Birbirlerini hem bu kadar seven hem de birbirlerine bu kadar zıt bir kadın erkek. Çalkantılı bir yaşam. Hayatlarının bazı dönemleri gerçekten çok lüks yaşanmış bazı dönemleri ise bir liraya muhtaç geçmiş. Bir bakıyorsunuz jilet gibi takım elbiseyi çekmiş,parlak rugan ayakkabılı, şapkalı, bir sürü lokantası olan para ve lüks içinde yüzen bir Seyit Eminof; ertesi gün her şeyini devretmiş,bırakmış,vazgeçmiş,Beyoğlu’nun lüks yaşamını ve evini terk edip köhne bir eve ve varoş bir mahalleye taşınan Seyit Eminof çıkıyor karşımıza. Bunları birden bire aklına geldiği anda hemen bir günde yapıyor. Ama her seferinde de yeniden ayağa kalkmayı bilen bir adam. Ailesini asla kimseye muhtaç etmemiş bir adam. Gün geliyor gazino patronu oluyor,gün geliyor tenekelere gazyağı dolumu yapıyor, gün geliyor kömür madeni işçisi oluyor. Her durumda da kimseye avuç açmıyor. Okurken hayretler içerisinde kaldım. Bir insan nasıl böyle inişler çıkışlar yaşayabilir bu kadar kolay mı. Bunun için Seyit Eminof olmak gerekli herhalde. Karşısında çocuk denecek yaşta evlendiği,aralarında uçurum gibi kültür farklılığı olan mazbut yetişmiş bir kadın. Çok zor bir yaşam öyküsü...Merakla ve hayretle okunuyor.