Puan vermedi·304 syf.····Okunma: 03 Mart 2021 00:28 Romanımızda hayatını kızlarına adamış olan eski bir tel şehriye ve ekmek fabrikatörü Mösyö Goriot'un Madam Vauquer Pansiyonu'na yerleşmesinden sonra oluşan olaylar anlatılmaktadır. Servetinin çoğunu kızlarına adayan Goriot Baba, damatları tarafından istenmemiştir.Kızları ise Goriot Baba'yı çok az ziyaret eder.Lakin bu az ziyaretler ve kızlarının sadece onun parasını istediklerini bilmesi kızlarına olan sevgisini azaltmaz bilakis kızlarını canından öte sever.
Kızlarına para verebilmek için çöküşe giren Goriot Baba cimri bir dul olan Madam Vauquer'in pansiyonuna yerleşmek zorunda kalır. Goriot Baba, belli bir süre sonra para harcamalarını azaltmasından ve en ucuz kata çıkmasından dolayı pansiyonun sahibesi ve müşterileri tarafından aşağılanmaya başlamıştır.
Para her şeyin kapısını açar derler.Hatta paranın babalık ve annelik kapısını da açtığını söylerler.Daha iyi okullar,daha iyi giysiler,daha iyi yemekler vs. vs. bunlarla saygın biri hatta iyi bir anne-baba olduğumuzu düşünürüz çünkü toplum bize öyle empoze etmiştir.Lakin öyle değildir. Babalık ve annelik kavramının yükü daha da büyüktür.Parayla karşılanmayacak kadar büyük.
Her şey parada bitmiyor.Paradan daha değerli şeylerde vardır kesinlikle:SEVGİ...
Kitap tam da bu duygular üzerinde yoğunlaştırılmış bir kitap.
[Not:Kitabın ilk sayfalarında karakter yoğunluğundan sıkılabilir hatta hiçbir şey anlamayabilirsiniz ama kitabı bölmeden okumaya devam edin.Okudukça daha iyi anlayacaksınız.]
~“Benim canım iki kızımdadır. Onlar eğleniyorsa, mutluysa, güzel giyinmişse, halılar üstünde yürüyorsa, ben şu ya da bu kumaşı giymişim, şurada ya da burada yatmışım, ne önemi var? Onların yeri sıcaksa, ben üşümem; onlar gülüyorlarsa benim canım sıkılmaz.”