Puan vermedi·128 syf.····Okunma: 11 Kasım 2016 22:45 Yusuf Atılgan'ın "Lokantaya girdi ve boş bir masaya oturdu." demek yerine, "Lokantaya girdi, karşıdaki masanın sandalyesini tuttu, ama köşedeki 2 kişilik masayı farkedince vazgeçip oraya geçti." demeyi tercih etmesini seviyorum.
Aylak Adam'ı okuyup, çok beğendikten sonra yazarın bu kitabını da okumaya karar verdim. İki kitap karakterleriyle, karakterlerin problemleriyle birbirine çok benzesede, Anayurt Oteli daha karamsar, daha acınası geldi bana. Üstelik dili de daha ağırdı. Tamamlanmamış cümleler, konudan konuya atlamalar; zaman zaman karakterin içinde bulunduğu psikolojik durumu anlatmak için kullanılmış olsa da, zaman zaman bana yazarın da benzer bir bunalım içinde olabileceğini düşündürdü.
Aylak Adam'da gözümüze gözüme sokulan Oidipus kompleksi , bu kitapta yerini "saplantı"ya bırakmış. (Karakteri kullanılmış bir çay bardağını öpecek ya da unutulmuş bir havluyla sevişecek hale getirmiş bir saplantıya. )
Ben biraz Hermann Hesse tadı aldım, ama yanılmış da olabilirim.
Yusuf Atılgan'ı hiç okumamış olanların öncelikle Aylak Adam' okuyup, sonrasında bu kitaba geçmelerini öneririm.